AKP’nin kurucularından Fatma Bostan Ünsal, AKP’nin temellerinin çöktüğünü belirterek, “Türkiye’de adil bir yaşam için iktidarın değişmesi gerekiyor” dedi.

AKP iktidarının iç ve dış siyasette yarattığı ve yaşadığı krizler, toplumu derinden etkiliyor. Yürütülen politikalar sonucu ekonomik krizin derinleşmesi, yoksulluğun artması, savaş siyaseti, yargı bağımsızlığı Türkiye’de tartışmaların ve tepkilerin odağını oluşturuyor. Toplumsal dinamikleri bastırmaya çalışan AKP iktidarın iç ve dış siyasetine ilişkin AKP’nin kurucularından Fatma Bostan Ünsal değerlendirmelerde bulundu. 

Savaş siyasetine karşı “Barış Bildirisi”ni imzaladığı için kendisinin akademiden ihraç edildiğini anlatan Ünsal, Türkiye’de büyük bir adalet krizinin yaşandığını belirtti. Ünsal, Türkiye’de milyonların “terör” suçlamasıyla yargılanmasının ve Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) dönük açılan kapatma davasının bu krizin en önemli göstergesi olduğunu belirtti. 

‘İKTİDAR DEĞİŞMELİ’

Türkiye’de anti- demokratik uygulamaların yaşandığını ve bunun yaşanan sorunların temelini oluşturduğunu dile getiren Ünsal, daha adil bir yaşamın oluşması için iktidarın değişmesi gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda seçim tartışmalarına değinen Ünsal, “Demokratik bir ülkede iktidarın değişmesi çok normal karşılanırken, AKP’nin iktidarı süresinde toplum üzerinde yarattığı algı yüzünden, seçimlerin bir yarış değil de iki düşman arasında yaşanan bir düelloya dönüşmüş durumda. Bu algının kesinlikle değişmesi gerekiyor. İktidarlar kendi iktidarını sürdürmek isteyebilir fakat bir seçimi kaybetmeyi kabul etmemesi anlaşılır değil” dedi. 

AKP’NİN TEMELLERİ ÇÖKÜYOR

Kamuoyu yoklamalarına göre AKP’nin çok zayıfladığının görüldüğünün altını çizen Ünsal, iktidarın da zayıfladığını gördüğünü ve bu nedenle korku ortamı oluşturmaya çalıştı. İktidarın korku iklimi yaratarak toplumu kontrol etmeye çalıştığını ifade eden Ünsal, “Hatta korku atmosferinde bizzat görev almış bazı kişilerin itiraflarından bunu net görüyoruz. Bunların itirazlarının ifade edilmemesi bile günü kurtaracak bir çarelerle yetindiklerinin göstergesidir. Bunların neticelerini AKP bizatihi yaşıyor. Uzun süre kamu desteğini arkasına alarak günü kurtarma politikalarını çare olarak görmüştü. Ama bu çare kendisini zayıflatan temellerini çökerten bir husus oldu. Nitekim şuanda yaşanan durum budur” ifadelerini kullandı.   

‘KRİZ YÖNETEMEME KRİZİDİR’

2018’de rejim değişikliği ile Türkiye’deki sorunların derinleştiğine vurgu yapan Ünsal, “Kararlar tek kişi tarafından alınıyor ve tek kişi tarafından yönetiliyor ülke. Gücün tek kişide hakim olduğu iktidarlarda çok hızlı ve yanlış kararların alınmasına zemin hazırladı. ‘Başkanlık’ rejimi Türkiye’ye yaramadı. Yarattığı krizler herkesi etkiledi. Türkiye’nin krizi aslında yönetememe krizidir ve bu sistemin değişmesi gerekir” diye belirtti. 

GÜÇLENDİRİLİMİŞ PARLAMENTER SİSTEM

Ünsal, bu rejimin yerine güçlendirilmiş parlamenter sistemin getirilmesi önerisinde bulundu. Ünsal, “Çünkü eski sistem de Türkiye’nin sorunlarına tam çözüm olmuyordu. O yüzden eski sorunlarını çözecek ama bugün çok daha derinleştirilmiş problemlerini de gidermek için güçlendirilmiş parlamenter sistem diyoruz” dedi. 

DEMOKRASİ İNŞAASI VE KADIN

Demokrasinin inşasının tepeden değil de yerelden gelişmesi gerektiğini ifade eden Ünsal, demokrasinin inşasında kadınların rolüne dikkat çekti. Ünsal, “Dünyadaki demokrasi tecrübesi, toplumun daha güçlü olması için yerelden geliyor. Türkiye’de parlamentoda kadın temsiliyeti yerele göre yüksektir. Yerelde kadının güçlenmesi ve kadının söz hakkı olması hem adaleti sağlayacak hem de pek çok görünmeyen hususu gündeme alıp aslında sorunu çözme yolunda da bize ışık tutacaktır. Mesela kadınlar genelde aile ve topluma uzlaşmacı rolündedir. Ama barış masalarında kadınları hiç göremiyoruz. Halbuki kadınlar barış ve uzlaşı gibi bir yetenek geliştirmişler. Öyle yetenek geliştirmelerine rağmen barış masalarında olmaması şaşırtıcıdır. Kadınların ev dışında aktif olabilecek ön açıcı ve cesaretlendirici zeminlerin oluşması gerekiyor” dedi.

Ünsal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadın hareketinin siyasi partilerde bulunan kadınlar ve insan hakları savunucuları gibi kuruluşlarla organik ve çok yakın planda beraber iş birliğiyle çalışmalı. Kadın hareketinin halkı harekete geçirmedeki başarısı bundan sonra muhalefet partileriyle ve insan hakları kuruluşlarıyla daha iç içe çalışırlarsa ve bu bir işbirliğine dönüşürse daha büyük bir sinerji oraya çıkar. Bu Türkiye demokrasini yükseltecek bir zemini ortaya çıkarır.”

MA

%d blogcu bunu beğendi: