Kozluk’ta başına çuval geçirilerek gözaltına alındıktan sonra 4 gün boyunca asker işkencesine maruz kalan ve bir gözü kan çanağına dönen Yahya Karabaş, izlere rağmen darp raporu verilmediğini söyledi. 

Batman’ın Kozluk ilçesine bağlı Timok (Gömüşörgü) köyündeki bazı evlere 31 Mart’ta baskın düzenleyen askerler, 15 kişiyi darp ederek gözaltına aldı. Gözaltına alınan 15 kişiden 10’u, Gömüşörgü Jandarma Karakolu’nda alınan ifadelerinin ardından aynı gün serbest bırakıldı. Yahya Karabaş, Yakup Karabaş, Şaban Cengiz, Fırat Baran ve Saddulah Karabaş ise, 3 Nisan’da savcılığa sevk edildi. Savcı, “örgüt üyeliği” iddiasıyla 4 kişiyi adli kontrol şartıyla, Saddullah Karabaş’ı ise tutuklama talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk etti. 4 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, savcının hakkında tutuklama istediği Saddullah Karabaş tutuklandı. Gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılanlardan Yahya Karabaş, ev baskını sırasında yaşadığı işkenceye dair İnsan Hakları Derneği (İHD) Batman Şubesi’ne başvurdu.

Gördüğü işkence nedeniyle vücudunun bazı yerlerinde morluk oluşan ve bir gözü kan çanağına dönen Karabaş, gözaltı ve sonrasında yaşananları Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlattı.

ASKERLER BAŞINA ÇUVAL GEÇİRDİ

Gözaltına alındığı sırada ölümden döndüğünü belirten Karabaş, olayın yaşandığı günü şöyle anlattı: “Sabah saat 05.00 civarlarında muhtar kapımı çaldı. Askerlerin çağırdığını söyledi. Bunun üzerine giyinip çıktım. Muhtarla birlikte yaklaşık 200 metre yürüdük ve askerlerin yanına gittik. Bir askerle birlikte yaklaşık 400 metre yürüdükten sonra köyün arka tarafında duran askeri araçların yanına vardık. Araçlardan inen sivil giyimli askeri personeller, hiçbir şey sormadan bana saldırmaya başladı. Ne olduğunu anlamadan arkadan yüzünü görmediğim bir kişi başıma çuval geçirdi. Beni araca bindirip götürdüler. Beni nereye götürdüklerini bilmiyorum. Yaklaşık 2 saat araçla gezdirdiler. Bulunduğum araçtaki şahıslar tarafından sürekli hakaretlere maruz kaldım. Beni araçtan indirdiler ama gözlerim kapalı olduğu için nerde olduğumu bilmiyordum. Ama doğa sesinden ormanlık alanda olduğumu anlayabiliyordum. Araçtan indirdikten sonra kafamı suya batırıp çıkarıyorlardı.”

SAATLERCE İŞKENCEYE MARUZ KALDI

İşkencenin çamur ve bataklık alanda da devam ettiğini aktaran Karabaş, “Çamura batırıp, çıkarıyorlardı. Bana sürekli, civarda gerilla olup olmadığını, yerlerini soruyorlardı. Bilmiyorum deyince de işkencelerine devam ediyorlardı. Başıma silah dayayıp mermiyi namluya sürme sesini duydum. ‘Seni burada öldürürüz. Kimsenin de haberi olmaz’ deyip, o esnada işkence yapmaya devam ediyorlardı. Yaklaşık 2-3 saat beklettiler. Bu süre zarfında sürekli işkenceye ve hakaretlere maruz bırakıldım. Tekrardan araca bindirdiler. Bütün bunlar olurken başımdaki çuvalı hiç çıkarmadılar. Yine yaklaşık 2 saat boyunca araçla yol aldıktan sonra başıma çuval geçirdikleri yere geri getirdiler. Yolda hakaret, sözlü ve fiziksel saldırılar devam etti. Sürekli ölümle tehdit ediyorlardı. Araca bindirdikleri yere geri getirdiklerinde başımdaki çuvalı çıkardılar. Her yerim çamur ve kan içindeydi. Yaklaşık bir saat boyunca soğuk havada kıyafetlerim ıslak bir şekilde bekletildim. Bekletildiğim alanda karakol komutanı ve muhtar da bulunuyordu. Sonra ikamet ettiğim evin yanına getirdiler. İçeri girmeme izin verilmedi. Yanımdaki sivil giyimli personel, kolumu çevirip ‘bize bilgi vermezsen kolunu kıracağım’ dedi. Evin önünde yaklaşık iki saat boyunca bekletildim. Bu esnada bana karşı işkence uygulaması devam etti” şeklinde konuştu.

İŞKENCE EŞİNİN YANINDA SÜRDÜ

Eşinin yanında bilinçli bir şekilde işkenceye devam edildiğini aktaran Karabaş, saat 15.00-16.00 sıralarında zırhlı araca bindirilip karakola götürüldüğünü söyledi. Gece yarısına kadar köy karakolda bekletildiğini ifade eden Karabaş, şunları söyledi: “Gece yarısından sonra beni pikap tarzı bir araca bindirip Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirdiler. Yoldayken sivil personellerden biri, ‘biz doktora gidince ben ilaç kullandığım için gözümün bu hale geldi’ dememi istedi. Hastanede doktor muayene ederken gözlerimi de muayene etti. Ama yapılan işkenceye dair gördüğü ve bulduğu bulgulara yer verip vermediğini bilmiyorum. Hastaneden sonra Batman İl Jandarma Komutanlığına götürdüler. Karakolda parmak izlerim alınırken, yanımda bulunan sivil giyimli personel bana ‘sana bu işkenceyi yapan bendim. İsteseydim seni öldürürdüm orada. Seni oraya öldürmek için götürdüm. Ama öldürmedim. Seni adalete teslim edeceğim’ dedi.”

HASTANEDE RAPORLARA MÜDAHALE

İşkencenin 4 gün boyunca sürdüğünü ifade eden Karabaş, 4 kez doktora götürüldüğüne işaret ederek, “İlkin doktor, sivil giyimli personellerin dışarı çıkmasını istedi. Bana ne olduğunu sordu. Ben de başıma gelen her şeyi detaylı bir şekilde anlattım. Doktor öncesinde darp raporu hazırladığını söyledi. Daha sonra sivil giyimli personellerden biri içeri girip doktorla yaklaşık bir saat boyunca konuştu. Sonrasında hazırlanan rapor yerine başka bir doktordan yeni bir rapor alındı. Pazar günü akşam saatlerinde yapılan ifade işlemlerinden sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakıldım. Bana karşı yapılan işkenceyi savcıya anlattım. Savcı bana ‘suç duyurunuzu değerlendirirsem uzun sürecek. Siz yarın sabah gidip hastaneden darp raporu alıp savcılığa yeni bir suç duyurusunda bulunun’ dedi” diye konuştu.

DOKTOR RAPOR VERMEDİ

Aynı günün akşamında Batman İluh Devlet Hastanesine darp raporu almak için gittiğini aktaran Karabaş, sonrasında yaşananlara dair şunları söyledi: “Olayı doktora anlatınca doktor polisi çağırdı. Polis geldikten sonra olayı anlayınca ‘biz sana raporu veremeyiz’ diyerek, rapor vermemek için ellerinden geleni yaptılar. Oradaki polis, ‘raporu alacağız ama sana vermeyeceğiz bizde kalacak’ dedi. Doktordan raporu isteyince vermedi. Raporu polis memuruna vereceğini söyledi. Hastanede yaklaşık bir buçuk saat boyunca bekletildik. Hastane polisi defalarca doktorla özel görüştü. Hastane polisi ve doktor sürekli zorluk çıkardı. Sonunda biz avukatlarımızla iletişime geçince bize basit bir darp raporu verip hastaneden gönderdiler. Muayene edilmedik.”

Kendisine uygulanan işkenceye karşın suç duyurusunda bulunacaklarını kaydeden Karabaş, “Hayatımdan şüphe ediyorum. Başıma bir şey gelirse devlet yetkilileri sorumludur” dedi.

MA

%d blogcu bunu beğendi: