Şakran Kadın Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine karşı başlatılan açlık grevi 14’üncü gününde. Avukat Serhat Arlı, demokratik kamuoyu ve insan hakları savunucuları gereken duyarlılığı göstermediği için cezaevlerindeki koşulların kötüye gittiğini söyledi. 

Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde ayakta sayım dayatması, tecrit koşullarının derinleştirilmesi, kitap kısıtlamaları ve ortak havalandırmaya izin verilmemesine karşı tutukluların 2 Ocak’ta başlattığı 10 günlük süreli-dönüşümlü açlık grevi devam ediyor. Uyarı amacıyla yapılan eylemi ilk olarak tutuklu Yazar Leyla Saraç başlattı. Saraç’tan sonra eylemi 12 Ocak’ta tutuklu Hediye Öztürk devraldı.

EN TEMEL HAKLAR ENGELLENİYOR 

Cezaevini 13 Ocak’ta ziyaret ederek, tutuklularla görüşen Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Şubesi üyesi Avukat Serhat Arlı, cezaevinde yoğun bir tecrit politikasının söz konusu olduğunu belirterek, tutukluların en temel haklarının dahi engellendiğini söyledi. Arlı, “Tutukluların taleplerine ilişkin hapishane idaresi ve adli merciler kulak tıkamaktadır. Mahpusların, hak ihlali ve baskılara karşı başvurabilecekleri her türlü hukuki ve idari yol kapatılmakta veya cevapsız bırakılarak, işlevsiz kılınmaktadır. Tüm bu sürecin sonunda, görüştüğümüz mahpuslar tek yöntem olarak açlık grevlerine başvurmak zorunda kaldıklarını vurgulamaktadır. Bunun son örneğini 2 Ocak tarihinde Şakran Kadın Kapalı Hapishanesi’nde başlatılan ve halen devam eden süreli-dönüşümlü açlık grevinde gördük. Tutuklular sadece temel haklarına erişebilmek ve yaşanan hukuksuzlukların son bulması için açlık grevindeler” diye belirtti. 

DUYARLILIK ÇAĞRISI

Cezaevinde yaşanan hukuksuzluklara değinen Arlı, şöyle dedi: “Bu hukuksuz uygulamalar son bulmalı. Demokratik kamuoyu ve insan hakları savunucularının yaşananlara karşı gelmesi gerekiyor. Bunlar yapılmadığı için cezaevinde tutuklular açlık grevine girmek zorunda kalıyorlar. Zaten ağır olan cezaevi koşulları daha da ağırlaşıyor.” 

%d blogcu bunu beğendi: