Batman’da İHD Eş genel Başkanı Eren Keskin’in katılımı ile  “Kadının toplumdaki yeri” başlıklı panelde Keskin,   Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bizim kadınlarımızın İstanbul sözleşmesine ihtiyacımız yok bizim kadınlarımız kutsaldır” söylemlerini hatırlatarak, “Biz kutsal olmak istemiyoruz biz eşit olmak istiyoruz. ‘’ dedi

İnsan Hakları Derneği (İHD)  ile Batman Barosu tarafından İHD Eş genel Başkanı Eren Keskin’in katılımı ile  “Kadının toplumdaki yeri” başlıklı panel düzenlendi. Moderetörlüğünü  Avukat Bahar Kaya’nın yaptığı panelle, Barış Anneleri Meclisi,  baro ve İHD üyeleri  ile çok sayıda yurttaş katıldı. Salonda  “İstanbul Sözleşmesi bizim vazgeçmiyoruz” ile  “Jin jiyan e jiyan jin e”  pankartı asıldı.

 İlk olarak konuşan Avukat Bahar Kaya, hukuki,  siyasi, sağlık göç ve savaş konusunda kadının toplumdaki yerine yönelik bir saldırı durumunun olduğunu söyledi.   Bahar,  “Rusya ile Ukrayna arasında devam eden bir savaş hali var. Bu konuda sosyal medya üzerinden ideolojik açıdan ve cinsellik içerikli paylaşımlar söz konusu. Hayatın her alanında kadınların yaşadığı şiddet toplumsal gelişime beraber yeniden gelişiyor. Özellikle sanayileşen toplumla yeni bir alanda ve çağda yaşıyoruz. Sosyal medya hesaplarının üzerinde paylaşılan cinsel içerikli fotoğraflar da bir şiddet türüdür. Bu anlamda kadınların şiddet ve teknolojinin gelişmesi kadınların şiddetini şekillendiriyor. Bunlardan biri de ekonomik anlamda yapılan şiddet. Bundan en çok etkilenen de kadınlar oldu” diye konuştu.

İstanbul Sözleşmesi

Ardından konuşan İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin,  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bizim kadınlarımızın İstanbul sözleşmesine ihtiyacımız yok bizim kadınlarımız kutsaldır” söylemlerini hatırlatarak, “Biz kutsal olmak istemiyoruz biz eşit olmak istiyoruz. Bütün meselemiz ve mücadelemiz budur. İktidarın bakış açısının sakatlığı buradan bile anlaşılıyor. Çok uzun zamandır kadına yönelik devletten kaynaklı kadına yönelik şiddet konusunda çalışıyoruz. Biz devletten kaynaklı kadına yönelik şiddet deyince aslında şunu kastediyoruz. Devlet dili sertleştiği sürece kadına yönelik şiddette artar. Bu nedenle kadına yönelik şiddet politiktir. Örneğin kadın cinayetlerindeki büyük artışın, şiddetinin devlet şiddetinin artışıyla bağlantılı olarak değerlendirmezsek, büyük bir eksiklik yapmış oluruz. Şu anda bu coğrafyanın İçişleri Bakanı kendi iç hukukuna ve imzaladığı uluslararası sözleşmelere aykırı bir biçimde işkenceyi savunuyor. Bu coğrafyada bir sürü uluslararası sözleşmeye imza atan bir devletin İçişleri Bakanlığı işkence yapın emrini verdim diyebiliyor. Bu emri alan erkek egemen anlayışta kadına yönelik şiddeti artırıyor. Bütün bunları birbirinden bağımsız ele alarak tartışmamak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘’Erkek devlet aklı hakim’’

Gözaltında cinsel işkenceye maruz bırakılan kadınların durumuna da değinen Eren , “İlk başlarda hukuk alanında kadına yönelik şiddet karşısında şiddetin bir karşılığı yoktu. Aynı şekilde kadına yönelik uygulanan cinsel şiddetin bir karşılığı da yoktu. Türk ceza kanunlarında taciz, tecavüze maruz bırakılan ve bekaret kontrolü yaptırmak tamamen işkence olsun diye uygulanıyordu. Yasal anlamda başvurduğu her alan erkek devlet aklı ile yaklaşıyor.  Bütün bunların Türk ceza kanunda hiçbir karşılığı yoktu. O dönem kadın mücadelesinin yükselmesi o zamanlar AKP’nin daha Avrupacı bir siyaset izliyor oluşu nedeniyle bizim taleplerimiz kabul edildi ve bazı değişiklilere gitti. Fakat taciz veya tecavüze maruz kalan kadınlar muhatap bulma konusunda sorun yaşıyor. Çünkü mahkemeler ve savcılıklar işkence ve cinsel işkencelerde sadece adli tıp kurumu tarafından alınan belgeleri delil olarak kabul ediyor. Oysaki adli tıp kurumu resmi bilir kişi kurumu. Ama buna rağmen siyasi iradeye bağlı olarak çalışan bir kurum. Bu yüzden adli tıp hiçbir zaman yeterli rapor vermiyor” dedi.

‘’Garibe Gezer olayında saklanan ne varsa ortaya çıkarmak için mücadele edeceğiz’’

Türkiye ve bölge cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine de değinen Eren, cezaevinde intihara sürüklenerek yaşamını yitiren Garibe Gezer’i hatırlatarak şunları kaydetti:”Garibe Gezer yaşamını yitirmeden önce konuşmuştuk. İki kez intihara kalkıştı.  İkinci intiharı şüpheliydi. Buna ilişkin yaptığımız hukuki girişimlerin sonuçsuz kaldı. Şuan dosya Anayasa Mahkemesinde. Oradan sonuç çıkmazsa AİHM’e taşıyacağız.  Garibe Gezer olayında saklanan ne varsa ortaya çıkarmak için mücadele edeceğiz.

%d blogcu bunu beğendi: