Artı TV’de yayımlanan Artı Gerçek programının ikinci bölümünde kayıt dışı silahlar ve kayıp silahlar gündeme getirildi. Konuya ilişkin gazeteci Erk Acarer, “Kayıtsız silahlar üzerinden para kazanılıyor” yorumunda bulundu.     

‘BU SALDIRI AKP’YE SESİNİ YÜKSELTENLERE YAPILDI’

Programın ikinci bölümünde Artı TV programcısı ve gazeteci Erk Acarer, Artı TV programcısı ve Artı Gerçek yazarı Pelin Cengiz ile Artı Gerçek yazarı Armağan Kargılı yer aldı. Acarer, yurtdışında muhaliflere yönelik yarı-resmi saldırılar ve kayıt dışı silahlar üzerinden Türkiye’nin elde ettiği geliri değerlendirdi.

Öncelikle geçtiğimiz hafta yaşadığı saldırının ardından Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve demokratik kitle örgütlerinin düzenlediği basın toplantısını aktaran Erk Acarer, “Alman meslektaşlarımız ve gazeteci örgütleri önemli bir konunun altını çizdi. Bu saldırı kriminal bir saldırı değil, politik bir saldırıdır. Dolayısıyla arka tarafını bu politik unsurlarla değerlendirilmesi gerekiyor. Bu saldırı sadece bana yapılmadı. Türkiye’deki ve Avrupa’daki gazetecilere demokratlara ve AKP’ye sesini yükseltenlere yapıldı” dedi.  

KAYIP SİLAHLAR  

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in ortaya attığı ve sonrasında gündem olan kayıp silahlar konusuna da değinen Acarer, “Toplumda karşılık bulması istenen korkulara dikkat çeken bir durum. Diğer tarafında ise paramiliterist faailiyetlerin olduğunu söylüyoruz. Sedat Peker kayıp silahları söylemeden önce de SADAT ile ilgili, kayıp silahlar ile ilgili, AKP’nin paramiletirizmi, AK milisleri sokaklara salmasıyla ilgili çok sayıda haber yaptık ve bilgi verdik. İstanbul’da kayıtsız, kayıp silahlar gündeme gelmiş, korkunç iddialar vardı. Ama uzunca bir süredir Ankara’da da emniyetin dağıttığı kayıtlı olan silahlarla ilgileniyorum. Ve aslında kayıtlı silahların 15 Temmuz darbe gecesinde dağıtılmış olduğunu, hiçbirinden haber olmadığını fakat belli bir biçimde ve belli bir düzende mafya organizasyonları, uyuşturucu, gece hayatı hatta kadın ticaretini elinde tutan kişiler tarafından bu silah işinin de organize edildiğini yazıyorum. Ben bulgularımdan Ankara’nın narko tefe imparatorluğuna dönüşmüş olduğunu görüyorum” ifadelerini kullandı. 

‘SOYLU VE AİLESİ’

“Kayıtsız silahlar üzerinden para kazanılıyor” diyen Acarer, “Süleyman Soylu ve onun yakın akrabası Sadık Soylu tarafından ilginç bilgiler vardı. Darbe gecesi TRT önünde olan kişilerin bu ekibe bağlı oldukları söyleniyordu. Fakat biz bulgularımızda şunu gördük, bu ekibin yani silahlarla TRT önüne gelen, Soylu ailesinin yönlendirdikleri ekiplerin aslında çok uzun zamandır Ankara’nın içerisinde uyuşturucudan, silaha ve kadın ticaretine kadar çok konuda ön planda olduklarını ve darbe sonrasında da çok büyük yükselişe geçtiğini gördük.

Uyuşturucudan gelen çok büyük bir para var. Ankara’da gece hayatı el değiştirdikten sonra bu uyuşturucudan gelen para tefecilikte kullanılıyor. Ekonomşk olarak zorda kalan şirketlere çok büyük paralar veriliyor ve geri ödenmesi gerçekleşmeyince mallarına firmaların çökülüyor. Bu çökme işi 2015’den beri yapılıyor ama özellikle darbeden sonra çok net bir biçimde dönüşüyor.

Kayıp silahlar meselesinde, silahları ellerinde tutanların bir şekilde saklandığını gördük. Ankara’nın Teksas’a dönüşmesi, İstanbul’da kayıtsız silahlar üzerinden para kazanılıyor, rant sağlanıyor. Kayıtsız silahların çok büyük bir bölümü eski Balkan ve eski Doğu Bloku üzerinden geliyor. Silah tüccarlarına baktığınız buralarda görürsünüz. Çok büyük çamur görüyoruz ve bu çamur halkalarla en tepeye kadar ulaşıyor” değerlendirmesinde bulundu. 

‘GÖREVİ DAHİ NETLEŞMEMİŞKEN YENİ BİR SORUNU OLDU TÜRKİYE’NİN’

Programın ikinci bölümünün kalan dakikalarında ise Artı Gerçek yazarı Armağan Kargılı, Türkiye ve Taliban arasında yaşanan gerginliği değerlendirirken, Artı TV Programcısı Pelin Cengiz, son bir hafta içerisinde Türkiye’de meydana gelen üç büyün çevre felaketini aktardı. 

Kargılı, “Afganistan meselesini Amerika ile ilgili olarak ele alarsak, 2001 yılından beri yani 11 Eylül’den sonra orada asker bulundurmaya karar verdi ve sonunda oradan çekmeye karar verdi Biden yönetimi. Tabii çekilirken yerine ne koyacağız düşüncesine karşı Türkiye’nin ‘biz kalırız’ teklini kabul etti.

Türkiye sürekli NATO içerisinde aktif rol almaya çalışan bir ülke. Ve NATO toplantısında ‘Afganistan’da biz kalmaya devam ederiz’ dedi. Gündem olan Babil Havaalanı’nı zaten Türkiye askeri savunuyor. Yaklaşık 500 asker bulunuyor. Bu sayı artacak mı artmayacak mı daha bunların hiçbiri belli değil. Buna rağmen Taliban, ABD’nin çekilmesiyle birlikte zafer ilan etti. Daha görevi netleşmemişken dahi yeni bir sorunu oldu Türkiye’nin” ifadelerini kullandı. 

‘YÖNETİCİLER ‘İKLİM KRİZİ’ DİYEREK ÜZERİNDEN ATAMAZ!’

Rize’de sel, Tuz Gölü’nde flamingoların susuz kalarak kuraklıktan ölmesi ve Doğu ve Güneydoğu’da kuraklıkları Artı TV Programcısı Pelin Cengiz değerlendirdi. 

“‘Aşırı hava olayları’ dediğimiz şekilde bunlar artarak devam edecek” diyen Cengiz, “Türkiye’nin dış politika ilişkilerini konuluyoruz, içerisindeki karanlık yapılarını konuşuyoruz… Türkiye bunun dışında dünyada çevre felaketleriyle de çok fazla gündemde. Tanıştığım Kanadalı bir çift doğrudan müsilaj meselesinden bahsetmeye başladılar mesela. Rize’deki sel felakatinde 6 kişi yaşamını yitirdi ve aranan hala insanlar var. Orman yangınları oluyor, sel oluyor, kuraklık var… Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı. Rize’deki sel felaketi tamamen Karadeniz’in bozulmuş olması, HES’ler, yaylaların tahribatı, yaylaların birleştirilmesi için yapılan yeşil yol gibi bir takım faaliyetler… 
Yanlış tarım politikaları, su politikaları ve elbette iklim krizi ile ilgisi var. Dünya 1.2 – 1.3 derece ısınmış durumda. Su tüketiminin yüzde 70’i ‘Vahşi sulama’ dediğimiz şekilde tarımda kullanılıyor. Bakanlığın dişlerinizi fırçalarken dikkat edin, musluğu kapatın açıklamaları yeterli değil” ifadelerini kullandı. 

“Onlarca göl kuruttulurdu” diyen Cengiz, “Yöneticiler ‘iklim krizi’ diyerek üzerinden atamaz! Konya kapalı havzasında 100 bin civarında su kuyusu var. Bu kuyuların 65-70 bin civarı kaçak faaliyet gözüküyor. Kim bu insanlar, ne kadar su çekiyorlar buradan, nereyi suluyorlar?” diyerek yaşanan çevre felaketlerinin üretilen politikaların karşılığı olduğuna vurgu yaptı.

%d blogcu bunu beğendi: