Pandora Belgeleri, siyaset ve sermaye arasındaki kirli çıkınları ifşa etti. Özellikle Türkiye, Rusya, Azerbaycan, Ürdün vb. otoriter devletlerin offshore şebekesinde nasıl yer aldığını gözler önüne seriyor.

Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu’nun (ICIJ) servis ettiği Pandora Papers adlı belgelerde Türkiye, Rusya, Azerbaycan, Ürdün, Katar gibi ülkelerin adı geçiyor. Yaklaşık 400 siyasetçinin offshore şirketler üzerinden vergi kaçırdığı, kara para akladığı veya şüpheli gelirleri gizlediği anlaşılıyor.

DÜNYA KLEPTOKRASİYE DÖNDÜ

Pandora Papers, dünyada hüküm süren sistemin nasıl “kokuştuğunu” ortaya çıkarıyor. Özellikle otoriter rejimlerin vergi kaçırma, kara para aklama ve şüpheli gelirleri gizleme konusunda ne tür bir “maharete” sahip olduklarına tanık oluyoruz. Dünya genelinde 35 “lider”, 336 politikacı ve yüksek devlet görevlisi offshore pastasına ortak olmuş. Tam olarak küresel bir “kleptokrasi (hırsızlar düzeni)” ile karşı karşıyayız. 2016 yılında açıklanan Panama Papers’tan günümüze 5 yıl geçmesine rağmen küresel çapta offshore çarkına karşı herhangi bir önlem alınmadı. Hatta koyduğu yasanın “boşluğundan” yararlanmaya çalışan sefil yöneticiler oldu. Bir anlamda “kalpazanlığa” çanak tutuldu. Birer mülk sahibi sermayedara dönen devlet başkanları için adeta liberium arbitrium (her istediğini yapma ve isteme özgürlüğü) çağı yaşanıyor. Saydamlık, şeffaflık ve denetlenebilirlik gibi ilkeler ayaklar altına alınıyor.

RÖNESANS HOLDİNG VERGİ CENNETİNDE

“Sevgili” ülkemiz adına vergi cennetinde seyran eyleyen “hayırsever” iş gruplarından biri Rönesans Holding. Türkiye’de şu ana kadar milyarlarca liralık 10 ihale almış, “üstün hizmetiyle” servetini zirveye çıkarmış yandaş bir holding. Halkın vergileriyle iş yapan bu firmanın defter-i ameli de diğer yandaşlardan pek farklı değil. İşte en son Pandora Papers’ta kel gözüktü. Geçtiğimiz seneler Rusya’da vergi skandalıyla çalkalanan Rönesans Holding’in offshore hesaplara 210 milyon dolar aktardığı iddia ediliyor. Offshore hesaplar üzerinden “kaparozlamak” neoliberal dünya düzeninde artık kitlelere kabul ettirilmiş meşru büyüme teknikleri haline geldi. Rönesans Holding’in kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Erman Ilıcak, annesi Ayşe Ilıcak’ı suçuna ortak etmiş. 2015 yılından günümüze servetini 2 milyar dolardan 4 milyar dolara çıkarmasının “gizemi” incelenirse su daha da berraklaşacaktır. Türkiye’de artık eş, dost, ebeveyn ve çocukların “hortumculukta” kullanılması bir ilke haline geldi. Yolsuzluk yapan bakanların çocuklarından biliyoruz bu “ilkel dolandırıcılık” oyunlarını. Erman Ilıcak’ın mal varlığı ve serveti “bağımsız savcılarımız” tarafından incelenmesi gerekirken bir de bakıyoruz 2019 yılında “gönlü zengin” iş insanları listesine giriyor. Bataklığıyla övünen bir kurbağa benziyor bu ülke. Rönesans Eğitim Vakfı üzerinden bağış yap ve öğrencilere burs ver, “gönlü zengin” yaftası altında usulsüzlüklerini gizle. Halkın değerleri ve zekâsını aşağılamaktan zevk alan bir “parazit sınıf.”

RUSYA OFFSHORE AĞINDA

Pandora Papers’ın radarına giren ülkelerden biri de her zamanki gibi Rusya. Kambersiz düğün olur mu? Belgelere bakıldığında Putin’in ahbapları yine dümenin başında. İlk sırada Konstantin Ernst geliyor. Rus devlet kanalı Channel One’nin CEO’su. Aynı zamanda Putin’in imagemaker’ı. Rusya halkına Putin’i bir “kurtarıcı” olarak zerk eden kişi. Tabii bütün bu “yağcılığın” bir karşılığı olmalıydı. Nitekim 2014 yılında Moskova’daki 39 değerli Sovyet sinema salonu Konstantin Ernst’e özelleştirildi. Ernst, bu süreçte Kıbrıs’ta bir bankadan 16 milyon dolarlık kredi çekiyor. Bu bankaya sermaye koyan da Rusya’daki VTB Bank. Yani Putin’in kumbarası (kopilka) olarak bilinen bir devlet bankası. Konstantin Ernst daha sonra offshore şirketi Moscow Dvorik Ltd. üzerinden bahsedilen sinema salonlarının yerinde çok sayıda AVM yaptırıyor.

ROSTEC CEO’SUNUN OFFSHORE SIRLARI

Rusya’da bir devlet şirketi olarak faaliyet yürüten ROSTEC’in CEO’su Sergey Çemezov’un da offshore şebekesinde bazı esrarlı ilişkileri olduğu ortaya çıktı. Aynı zamanda Batı’nın yaptırım listesinde yer alan Çemezov, Putin’in iş ortağı ve yakın dostu olarak biliniyor. Bu tayfa zaten Batı karşıtlığı üzerinden Rus halkını çok kere “kafaladı.” İddiaya göre Çemezov, offshore hesapları için üvey evladı Anastasia İgnatova’yı kullanıyor. Britanya Virgin Adaları’nda kayıtlı Delima Services Ltd. şirketi üzerinden 140 milyon dolarlık bir süperyat ve İspanya’da 15 milyon avro değerinde bir çiftlik satın alıyor.

PUTİN’İN SEVGİLİSİ SVETLANA’NIN DAİRESİ

Pandora Papers’ın dikenli tellerine yün gibi takılan gizemlerden biri de Putin’in yıllar önceki sevgilisi Svetlana Krivonogikh’tir. Monaco’da 4 milyon dolara bir daire satın alan Krivonogikh, bu işlemi offshore şirketi üzerinden gerçekleştiriyor. Post-Sovyet döneminin bu karnı doymaz elitleri, Ekim Devrimi’nim tüm mirasını ayaklar altına aldılar. Devrim ovasını ateşe veren oligarklara teslim olmuş bir kara parçası haline geldi Rusya. Yıllarca devrim karşıtı propaganda yapan kilise çok mesuttur bu tablodan.

İLHAM ALİYEV’İN EMLAKLARI

Offshore cennetinde köşe kapan devlet “insanlarından” biri de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev. Virgin Adaları’nda 2006 yılından beridir 84 şirket kurduğu söyleniyor. Kızları, oğlu ve damatlarını kullanarak Londra’da 430 milyon sterlinlik emlakların sahibi oldu. Bu paranın kaynağı nedir? Cevap yok. Takım elbiseli kibar soyguncuların asla yanıt vermeyeceği bir soru. Üstelik Aliyevler, Londra’da bulunan gayrimenkullerden birini Kraliçe II. Elizabeth’in şirketine satıyor ve 31 milyon sterlinlik bir kâr elde ediyor. Birleşik Krallık Hazinesi tarafından kontrol edilen Crown State adlı şirkete yapılan bu satış nedense İngiltere hükümetinin dikkatini çekmiyor. Bir taraftan diktatörlere karşı olduğunu söyleyen Batı, diğer taraftan perde arkasında diktatörlerle rantı paylaşan bir Batı. İnsanlığı kahreden bir hipokrasi söz konusu. Aliyev’in Karabağ Savaşı’ndaki abartılı militarist söylemleri ve askeri üniforma ile çektirdiği resimler şimdi daha fazla anlam kazanıyor. Her şey soygun mekanizmasını görünmez kılmak içindi.

MÜLK KRAL II. ABDULLAH’INDIR

Pandoranın kutusunda ifşa olunan figürlerden biri de Ürdün Kralı II. Abdullah. Ülkesinde vergileri yükselten ve kemer sıkma politikalarını uygulayan kral, offshore üzerinden ABD ve İngiltere’de 100 milyon dolar değerinde emlak satın alıyor. Her gün müminlere “mülk Allah’ındır” mavalını okumasını da biliyor. Dilinde “ey müminler, emir sahiplerine itaat edin” mottosu hiç düşmüyor. İtaat etmenin bedeli israf ve hırsızlığa maruz kalmaktır. Ali Şeriati’nin deyimiyle ayetler ve sureler, emir sahipleri tarafından müminlerin boynuna geçirilen birer itaat zinciridir.(MA)

%d blogcu bunu beğendi: