Anadilde eğitim ve seçmeli derslere dair açıklama yapan Eğitim Sen Batman Şubesi Başkanı Nureddin Şimşek, “Bu topraklarda yaşayan tüm dillerin. Devlet güvencesinde korunması, yaşatılması ve öğretilmesini hayati buluyoruz.” diye belirtti.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Batman Şubesi başkanı Nureddin Şimşek, anadilde eğitim ve seçmeli derslere dair görüşlerini ajansımızla paylaştı.

Dilin önemine değinen Eğitim Sen Batman şube başkanı Şimşek, dilin kültürün önemli bir parçası olduğunun altını çizerek, ” Dil sadece bir iletişim aracı değil. Dil bir toplumun varlık sebebidir, kimliğidir, kültürüdür. Dolayısıyla. bir toplumun inşası, ancak o toplumun dili üzerine yapılabilir. Bu kadar önemli olan bir durumun. eğitimde, sağlıkta hayatın her alanında çok büyük bir önemi vardır. Biz Eğitim Sen olarak, Ana dilinde eğitim talebinin çok hayati görüyoruz. Neden hayati görüyoruz? Bakıyoruz dünyada 5 bini yerli 7000 civarında dil söz konusu ve yine özellikle bu dillerin büyük bir kısmı yaşadıkları kültürlerin baskısı altında her geçen gün erimektedir. Ortalama 2 haftada bir dil yok olmaktadır. Bu diller binlerce hatta milyonlarca yıllık bir birikimin ve kültürün ortaya çıkardığı bir sonuçtur. Fakat egemen politikaların özellikle katı ulus devlet anlayışının yarattığı asimilasyon sonucu maalesef bu diller her geçen gün biraz daha erimekte ve bu diller ortadan kalkmaktadır.” dedi.

DİLLER DEVLET KORUMASINA ALINSIN

“Yaşar Kemal’in dediği gibi bütün çiçeklerin tek renk, bütün kokuların tek koku olduğu bir dünya, bütün dünyanın tek millet ve tek dili konuştuğu bir yaşam, çekilir mi? bize göre çekilmez. Dolayısıyla bu yönüyle. 1950’den bu yana yapılan araştırmada dünyada 235 tane dil ortadan kalkmıştır. Özellikle Anadolu ve Mezopotamya mozaiğidir. Anadolu ve mezopotamya’da 35 fazla dil konuşulmaktayken bugün bunların 15 tanesi yok olma riskiyle karşı karşıyadır. Yine bunlar arasında büyük çoğunluğu yarım lehçe dediğimiz bir şekilde konuşulabiliyor. Yani ölüme doğru gidiyor. Dolayısıyla biz çok dilli, çok kültürlü bir yaşamın ve bu topraklara ait bir yaşamın tesisi için bu topraklarda yaşayan tüm dillerin, Devlet güvencesinde korunması, yaşatılması ve öğretilmesini hayati buluyoruz. Bu yüzden Eğitim Sen olarak biz ana dilinde eğitimi hayati görmekteyiz. Bunun altını bir kez daha çizmek isterim.” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE EĞİTİMDE ÇOK GERİDE”

Özellikle ana diliyle eğitim yapan çocukların pedagojik açıdan çok daha başarılı olduğu defalarca test edilmiş. Bugün o işi bir ülkeleri arasında Türkiye eğitimde son derece geride yetmişler. Seksenler sıralamasında bir yerde yer alıyor. Sürekli sistem değiştiriliyor. Sürekli bakan değiştiriliyor. Sürekli kitap içerikleri değiştiriliyor ama bir türlü istenilen başarı yakalanmıyor. Peki? soruyoruz yetkililere. Bölgesel farklılıklar göz önünde bulunduruluyor mu?. Karadeniz’de Lazca, orta anadolu’da, Gürcüce, Çerkezce, doğu, güneydoğu’da özellikle Kürtçe, Kürtçenin Zazaki lehçesi, Kurmanci lehçesi. Niye bu çocuklar bulundukları yerde bölgesel farklılıklar gözetilmeden eğitim almayı düşünmüyorlar? Onların eğitim almalarını düşünmüyorlar. Merkezi bir eğitim sistemi neden terk ederim diyor. Yerellerde indirgenmiş bir eğitim bölgesel farklılıkları gözeten bir eğitim müfredatı. Emin olun çok daha başarılı sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Dolayısıyla bunu dünya test etmiş ve başarmıştır bu yüzden. Birleşmiş Milletler bütün dilleri ana dilinde eğitim kapsamında yaşatma kararı almıştır.”

“ÇOCUKLAR 3 FARKLI DİL ÖĞRENMELİDİR”

“UNESCO ve çocuk hakları evrensel bildirgesi çerçevesinde. Bir çocuğun evrensel bir dili yaşadığı ülkenin resmi dilini ve ana dili öğrenmesi gerektiğini bir mevzuat çerçevesinde kurala bağlamıştır ama maalesef ülkemiz hâlâ çocuk hakları evrensel bildirgesinin bu 3 dilli eğitim maddesine şerh hükmünü ortadan kaldırılmamıştır. Bizim talebimiz bu şerh hükmünün ortadan kaldırılmasıdır. Çocuklar 3 tane farklı dili öğrenmelidir. Bugün globalleşen dünyada artık tek dil hiçbir şekilde insan ilişkilerinde iletişime cevap veremez yeterli gelemez. Çok dilli eğitimi artık hayatımızın her alanına yerleştirmemiz gerekir. Fakat maalesef katı ulus anlayışı dünyada çocukların %40’ı kendi ana dilleriyle eğitim ulaşamamaktadır çok içler acısı bir durum. Bu aslında bir insanlık trajedisi de bana göre. İnsani vicdani ve ahlaki bir hak egemenler tarafından ortadan kaldırılıyor. Bir düşünür diyorki; Toplumsal kültürleri açısından tıpkı doğadaki. Vahşi kural gibi bir kural vardır, güçlünün güçsüzü ortadan kaldırdığı bir kural. Bugün egemen kültürler maalesef kendi içlerinden. Daha resesif çekinik olan kültürleri erişmekte ve yok etmektedir. Kimi zaman bunu uyguladıkları politikalarla kimi zaman zor aygıtını kullanarak yapmaktadırlar. Bu asimilasyon politikalarından en çok nasibini alan da maalesef Kürtlerdir. Kürtler özellikle. Ulus devlet mantığı üzerine kurulan ve bugün de tek dil tek millet anlayışıyla devam eden. Politikaların maalesef olumsuz sonuçlarını iliklerine kadar hissetmiştir.”

“KÜRTÇE KABUL GÖRMEMEKTEDİR”

Bu ülke de 2012 yılından sonra okullarda özellikle ortaokullarda seçmeli 2 saat eğitimin önü açılmıştır, ama hâlâ bu ülkede hayatın hiçbir alanında Kürtçe kabul görmemektedir. Devlet kurumlarında, folklorda, tiyatroda maalesef hâlâ kabul görememektir. Kürtçe tiyatrosu tiyatrolar engellenmekte, Kürtçe konserler engellenmekte, mecliste Kürtçe konuştukları zaman 2 kelime bilinmeyen dil olarak kabul görmektedir. Bugün redçi bir katı politika yok, Kürtler var diyorlar, dilleri de var ama sadece folklorik olarak kabul görüyor. O yüzden biz seçmeli dil anlamında, Kürtlerin hakları talepleri karşılık bulmuştur şeklinde 2 saat seçmeli derse bu hakkın indirgenmesini bu halka hakaret olarak kabul ediyoruz. Ama özellikle ittihat ve terakki ve jöntürk anlayışının dün reddettiği için. Kabul görmediği. Kürtçenin bugün 2 saatte olsa okullarda seçmeli ders olarak kabul edilmesi aslında bir yönüyle de bir şeylerin kırıldığını da işaretidir. Artık Kürtlerin bu talepleri kabul görmüştür ama özellikle bir şeyde bir şeyi daha vurgulamak istiyorum. Aslında Kürtlerin ana dil hakkı, bu ülkenin tapusu olan Lozan’ın 39’a 4 maddesinde de güvence altına alınmıştır. Ama faşist anlayışlar maalesef bugüne kadar bu hakkı gasp etmiştir. Yani bir yönüyle bir yönüyle aslında Kürtler Lozan’da bu hakları kendilerine verilmiş olmasına rağmen bugüne kadar kullanılmamıştır. “

“DİN ÜZERİNDEN SİYASET YAPAN BİR İKTİDAR VAR”

“20 yıldır bu ülkede din üzerinden siyaset yapan bir iktidar var. Elinde Kurana sahneye çıkarlar. Bugün bir Müslüman açısından kur’an ayetlerinin inkârı nedir? Ülkeyi yönetenler çok iyi bilir. Ben de özellikle bugün tek dil ve tek millet üzerinden yaratılan retçi politikaların, Kuran ayetlerine zıtlık teşkil ettiğini söyleyeyim. Örneğin Rum suresinin 22 ayeti tek dili reddeder. Hucurat suresinin 13. Kaydetti tek milleti reddeder. Dolayısıyla Kuran ayetlerine bile, aykırı olan bu yaklaşımın terk edilmesi ve bu topraklarda yaşayan tüm halkların ana dilleriyle eğitim hakkının anayasal güvenceye alınması bizim talebimizdir. Bir siyasetçi üzülerek belirteyim ki bir öğretmen. Pedagojinin ne olduğunu bilmeyen bir öğretmen. Bu yüzden. Bırakın Kürtleri nasıl eğitim yapacağını Kürtler karar versin. Pedagojik olup olmadığını Kürtler karar versin. Kürtler bu dil ile Ahmedê Xanê’nin divanını yazmıştır. Feqiye Teyra’nın divanını yazmıştır. Malaye Cizire’nin divanını yazmıştır. Yüzyıllarca medreselerde eğitim vermiştir. Fatih’in hocası Molla Gorani bile bu dil yetiştirmiştir. Dolayısıyla siyaseten popülist söylemlerin bir karşılığı yoktur. Bu dil insanlık tarihinin en eski dilidir. Hazreti İbrahim’in dilidir aynı zamanda. Bu yüzden biz bunları sadece popülist bir söylem olarak değerlendiriyoruz. Bilimsel olarak hiçbir karşılığı yoktur, olmadığını kendisi de çok iyi bilir. Kürtlerin bu diliyle eğitim nasıl yapacağını da? Bırakın Kürtler karar verirsin.” diye konuştu.

“KÜRTÇE DERSİ SEÇSİNLER”

Bugün güney Kürdistan’da federal bir bilet var ve bu federal devlette okullarda bu dille eğitim yapılıyor. Gidip görebilirler. İnşallah önümüzdeki dönemde daha demokratik bir ülkede bizler de bu eğitimi bu ülkede tüm halklar için de harekete geçireceğiz, bu politikaları inşa etmek adına mücadele edeceğiz. Her ne kadar, seçmeli ders de olsa okullarda mevzuat çerçevesinde yaşayan diller ve lehçeler adı altında bu dil bu ülkede konuşulan farklı diller seçmeli olarak. Okullarda 5, 6, 7 ve 8’inci sınıflarda seçilebiliyor. Ancak birileri bu hak verilmiş olmasına rağmen bu hakkı hayata geçirmemek adına farklı entrikalarla ve gerekçelerle örneğin benim okulumun alt yapısı buna uygun değildir. Ya da öğretmen yoktur gibi gerekçelerle bu hakkın kullanımını engellemeye çalışmaktadır. Ben bu şekilde davranan okul müdürlerine şunu özellikle hatırlatayım, bu görevin kötüye kullanılmasıdır. Velilerimiz okullara gittiklerinde hangi dersi seçecekleri ise çocuklarıyla beraber özgür iradeler bu dersleri seçme hakkına sahiptir. Kendi ana dillerinde seçmeli dersi seçmenin önünde engel teşkil eden okul idarecileri ile ilgili suç duyurusunda bulunacağız ve bu bu hukuksuzluğa karşı mücadele edeceğiz. Seçmeli dersler özgür iradeyle seçilmelidir. Bizim çağrımız şudur, herkes hukuk çerçevesinde hareket etsin. Okul idarecileri siyasi saiklerle değil öğrencilerin ve velilerin özgür iradeleriyle seçecekleri dersleri. Hayata geçirmek onlarla ilgili alt yapıyı oluşturmakla mükelleftir. Kadro yok olayı da bir safsatadır. Zaten bu dersleri gelecek sene hayata geçecek. Bu yüzden de gelecek sene eğer bu dersler seçilirse öğretmen de atanacaktır” dedi.

“2 SAATLİK DERS YETERLİ DEĞİLDİR”

“Ancak sadece 2 saatlik seçmeli ders gerçekten bu dili öğrenmek için yeterli değildir. Halkımıza da şu çağrıyı yapıyoruz. Bu hayat bu dili hayatımızın her alanında kullanmalıyız. Ana dilimize, anamızın ak sütü gibi helal olan dilimize sahip çıkmalıyız. Yaşamın her alanında bu dil ile bir yaşamı esas kılmalıyız. Özellikle de. Siyasilerin. Bu dil ile. Siyaset yapmalarının. Kesinlikle artık zamanı gelmiştir diyoruz. İnşallah. Bu çağrımız da karşılık bulacaktır. Bize bu imkanı verdiğiniz için sizlere çok teşekkür ederiz.”
Batman / İdris Yayla

%d blogcu bunu beğendi: