İSTANBUL – “Sansür yasası”nın iktidarın lehine kararlar verilmesine ve muhalif basının susturulmasına yol açacağını belirten avukat Rezzan Gezer, “Seçim sürecindeyiz. İktidar yavaş yavaş her şeyi eline almak istiyor” dedi.  

AKP ve MHP tarafından Meclis’e sunulan “Sansür yasası” Adalet Komisyonu’nda kabul edildi. Genel Kurul’a getirilmesi beklenen teklifin, yeni yasama döneminde görüşüleceği belirtildi. Teklifin en tartışmalı 29’uncu maddesinde, “korku ve panik, iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse…” olarak suç tanımı yapıldı. Suç tanımının soyut olması ve sınırlarının açıkça belirlenmiş olmaması ise keyfi uygulamalara yol açacağı yönünde tepkilere nede oldu. Kanun teklifi, gazetecilik faaliyetleri başta olmak üzere sanal medya kullanıcıları ve ağ sağlayıcıları için de ciddi kısıtlama ve cezalandırma getirecek düzenlemeler içeriyor. 

“Sansür yasası”nı değerlendiren Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukat Rezzan Gezer, iktidarın sunduğu gibi ifade özgürlüğünü güvence altına almak olmadığı, aksine bu düzenlemenin sansürü hedeflediğini belirtti.

İnternet haber sitelerinin “süreli yayın” tanımı kapsamına alınması ve basın kartı ile ilgili düzenlemelere dikkat çeken Gezer, “İnternet haber sitelerinde, faaliyet gösterdiği iş yeri adresi, ticari unvanı, elektronik posta adresi, iletişim telefonu ve elektronik tebligat adresi, yer sağlayıcısının adı ve adresi, kendilerine ait internet ortamında kullanıcıların ana sayfadan doğrudan ulaşabileceği şekilde ve ‘iletişim’ başlığı altında bulundurulacak. İnternet haber sitelerinde bir içeriğin ilk kez sunulmaya başlandığı tarih ve sonraki güncelleme tarihleri, her erişildiğinde değişmeyecek şekilde içeriğin üzerinde belirtilecek. Basın duyurularının ve yargı organlarınca verilen yayın yasağı kararlarında beyanname artık başsavcılık yerine Basın İlan Kurumu’na verilecek” dedi. 

BASIN KARTLARINA İLİŞKİN HAKLAR

Gezer, Basın İlan Kurumu’nun  yayın durdurma yaptırımına uymayan internet haber sitesinden iki hafta içinde karara uymasını veya “gerçeğe aykırı” olduğu iddia edilen bilgilerin düzeltilmesini isteyeceğini,  isteğin yerine getirilmemesi durumunda “internet haber sitesi vasfının kazanılmadığının tespiti amacıyla” Asliye Ceza Mahkemesi’ne başvuracağını ifade etti. Gezer, “Mahkeme, en geç iki hafta içinde kararını verecek. Başvurunun kabul edilmesi halinde internet haber siteleri için sağlanabilecek resmi ilan ve reklam ile çalışanlarının basın kartına ilişkin hakları ortadan kalkacak. İnternet haber sitesi için sağlanan hakların ortadan kaldırılması, bu kanun veya ilgili mevzuat uyarınca öngörülen yaptırımların uygulanmasına engel olmayacak” diye belirtti.

WHATSAAP, TELEGRAM VE SİGNAL DÜZENLEMESİ

Teklifte yer alan ve özel hayatı ihlal ettiği belirtilen 36 ve 37’nci maddelere işaret eden Gezer, “Şebekeler üstü hizmet sağlayıcılar, kurumun elektronik haberleşme sektörüne ilişkin görevleri kapsamında bu hizmete yönelik yapacağı düzenlemelere uymakla yükümlüdür. Şebekeler üstü hizmet sağlayıcılar, Türkiye’deki aktif bireysel ve kurumsal kullanıcı sayısı, sesli arama sayısı ve süresi, görüntülü görüşme sayısı ve süresi, anlık mesaj sayısı ve kurumun belirleyebileceği diğer bilgiler, belirlenecek periyotlarla, bildirmek zorundadır” düzenlemesinin getirildiğini kaydetti.  Getirilen bu düzenlemenin Signal, WhAtsapp, Telegram gibi uygulamalar için olduğunu sözlerine ekleyen Gezer,  “Bilgi Teknolojileri Ve İletişim Kurumu (BTK) bu uygulamalardan görüşme sayısı, görüşülen kişiler, görüntülü arama sayısı, süresi dahil bunların hepsinin istenmesine olanak tanıyor” şeklinde konuştu.

SANSÜR VE OTOSANSÜR

Bu değişiklikle birlikte sanal medya kullanıcıları başta olmak üzere basın emekçilerine sansür getirilmeye çalışıldığını kaydeden Gezer, yasa değişikliğiyle birlikte basının yaptığı herhangi bir haber, artık Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında suç olarak görüleceği, hapis ve adli para cezasıyla sonuçlanacağının altını çizdi. Gezer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada hem basına bir otosansür uygulanacak hem de haber yapan herhangi bir basın emekçisi, var olan TCK’deki bu düzenlemeyle birlikte haberin her ayrıntısını vermemeye başlayacak. Özellikle bazı kurumlar, mesela MİT ve aileleri ya da MİT’teki herhangi bir makama sahip bir kişinin adı geçmeye başladığı an bu yasa devreye girerek. Bu da aslında haberin özgürce yayılması ve vatandaşların da haber almasını engellemeye dönüktür. Var olan kanun değişikliklerinin temelinde aslında sansür var.”

PAYLAŞIMLAR SUÇ SAYILACAK

Teklifle TCK’nin 217’inci maddesine bir ek düzenleme getirildiğini aktaran Gezer, “Bu değişiklikle sadece basın emekçilerini engellenmiyor. Aynı zamanda sosyal medyada kullanıcılarının yanı sıra WhatsApp, Telegram, Signal gibi herhangi bir uygulamayı kullanan insanlar için de yaptıkları paylaşımlar bir tehdit unsuru olarak görülebilir ve anında suça dönüşebilir. Yine yasa geçtikten sonra WhatsApp üzerinden yaptığımız bütün her şey erişime açılacak. Rahatlıkla herhangi bir kişi için açılan soruşturmada WhatsApp dökümlerimiz dosyanın içerisine girebilir. Bu da aslında yaptığınız WhatsApp paylaşımı bile suç unsuru haline gelebiliyor” dedi.

MUĞLAK İFADELER

Yasada neyin tam olarak suç teşkil ettiğine ilişkin net bir ifade bulunmadığına dikkat çeken Gezer, “Hangi suçun hangi cezaya tekabül edeceği ve uygulanacağı net bir şekilde belirtilmeli. Ama ‘sansür yasasında’ böyle bir durum yok. Daha muğlak daha geniş kapsamlı ve daha fazla yoruma açık değişiklikler içeriyor. TCK’nin 217’incimaddesine gelen halkı yanıltıcı haberler verme ve yayma suçu 1 ile 3 yıl arasında bir cezaya tekabül ediyor. Ancak dediğim gibi bu yanıltıcı bilgilerin içeriği, kapsamı bunlar hiçbir şekilde açıklanmamış. Bunlar daha fazla yoruma açık tabirlerle kalmış. Bu durum özellikle basın emekçileri için çok zor bir durum. Çünkü uygulanacak bu otosansür karşısında neyle karşı karşıya olduklarını bilmiyorlar” ifadelerini kullandı.

İKTİDAR LEHİNE KARARLAR

Yasa teklifi ile Türk Ceza Yasası’na “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu eklenerek, “endişe, korku veya panik yaratma, ülkenin iç ve dış güvenliğini kamu düzenini ve kamu barışını bozmaya” yönelik yayın yapanların 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasının öngörüldüğünü kaydeden Gezer, şöyle devam etti: “Bu suçları işleyen kişilere hakimin takdir yetkisine bırakılıyor. Zaten iktidarın elinde olan yargı, bu takdir yetkisiyle daha çok iktidarın lehine kararlar verecek. Örneğin basın emekçisi bu suçtan yargılanıp ceza alırsa ve Yargıtay bu cezayı onaylarsa daha sonra bütün kararlarda emsal olarak kullanılacak” dedi.

İZİN ALMA DEĞİŞİKLİKLERİ

Yapılan değişikliğin özellikle internet haber siteleri için getirildiğini vurgulayan Gezer, “Örneğin süreli yayın için eskiden savcılıktan izin almak gerekiyordu. Artık bakanlığa bağlı olan Basın İlan Kurumu’ndan izin alınacak, yani direkt olarak iktidardan izin alma değişiklikleri getirildi. Bu da iktidarın aslında hem internet kullanıcıları için hem de normal yazılı basın için bir baskı aracı haline geldi. İki taraftan da onayı alınmadan herhangi bir haber yayınlayamayacak hatta yeni bir gazete çıkarma, yeni bir site açma durumları bile olmayacak” şeklinde konuştu.

‘HERKES POTANSİYEL BİR FAİL’

“Bu yasayla herkes potansiyel bir fail” diyen Gezer, basın emekçilerinden sokaktaki insanlara kadar bütün toplumun zan altında bıkılacağına vurgu yaptı. Gezer, “Bu yasanın kesinlikle kaldırılması gerekiyor.  Madem böyle bir kanun düzenlemesi geldi, o zaman net bir şekilde hangi suçun hangi kapsamda olduğunu; hangi haberin bu kapsamda olduğu net bir şekilde açıklanması gerekir. Çünkü bu şekliyle Anayasa’nın 26’ncı maddesinde yer alan basının haber verme özgürlüğünü ve halkın haber alma özgürlüğünü kısıtlama oluyor. Ayrıca bununla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde yer alan ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü maddeleri de çiğnemiş oluyor.”

SEÇİM HAZIRLIKLARI

Yapılan bu hamlenin aynı zamanda bir seçim öncesi hazırlık olarak değerlendiren Gezer, “Seçim sürecindeyiz. İktidar yavaş yavaş her şeyi eline almak istiyor. Basın bunun başında geliyor. Türkiye’de iktidar her ne kadar ana akım medyayı kendi tekeline alsa da muhalif bir kesim hala var. Asıl amaç bu muhalif kesimin sesini kısmak ve kendisine biat ettirmek istiyor. İktidar ayrıca bu ‘sansür yasası’ ile başta Kürt basını olmak üzere muhalif basına da şu mesajı vermek istiyor: Ya benim söylediğimi yazacaksınız ya da hiç yazmayacaksın demek istiyor. İktidar seçim sürecine giderken daha da sert tedbirler alarak basın emekçilerini gözaltına alabilir veya tutuklayabilir. Çünkü hiçbir şekilde farklı sese tahammül edemiyorlar. Yarın öbür gün daha fazla basın emekçisi arkadaşlarımızı cezaevinde görebiliriz. Bu da onun habercisi oluyor” diye belirtti.

SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN YARGILAMA

Düzenlememde, Facebook, Instagram, Twitter,  Whatsap, Telegram, Signal gibi uygulamaların temsilciliklerine verilen yükümlülük ve sorumlulukların arttığına dikkat çeken Gezer, “Bu uygulamaların temsilciliklerinin Türkiye’de açılmasına karar verildi. Mesela herhangi bir dosyada çok rahat bir şekilde BTK’ye başvurarak hakim oraya direkt talep gönderip WhatsApp dökümlerimizi elde edebilir. Bu aslında özel hayatı da müdahaledir. Devlet kendi araştırmasıyla elde edemediği birçok bilgiyi yargılama aşamasında bu uygulamalar üzerinden çok rahat bilgi elde edebilir. Yargılama esnasında kendi kullanıcısı aleyhine bilgiyi vermeyen Twitter ve Facebook, artık yargının bilgi verme talebine hızlıca cevap verilmesi yönünde düzenlemeler yapıldı. Aksi halde karşı tarafa da cezalar verilecek. Türkiye’de bu temsilciliklerin açılması durumunda ve temsilciliklerin de kendi kullanıcılarını bilgilerini yayma konusunda büyük tehlike gelecekte bizi bekliyor” dedi. (MA)

%d blogcu bunu beğendi: