Cezaevlerinde hak ihlalleri sürüyor. Birçok cezaevinden ihlal haberleri geliyor. Darp, sürgün, tek kişilik koğuşlarda bekletme,  çıplak arama, hücre cezaları ve iletişim hakkının engellenmesi yaşanan ihlallerin başında geliyor. Mahpuslar ve ailelerinin başvurusu üzerine İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, ihlal haberlerinin geldiği cezaevleri ile ilgili çalışma başlattı. İhlal haberlerinin geldiği Bayburt M Tipi, Erzurum Oltu T Tipi, Erzurum Dumlu Yüksek Güvenlikli ve Iğdır S Tipi Kapalı Hapishanelerine 14-16 Nisan 2022 tarihlerinde ziyaretler gerçekleştiren İHD’nin hukukçulardan oluşan heyeti, ihlallere ilişkin bir rapor hazırladı. Raporda cezaevlerinde yaşanan ihlallerle ilgili önemli tespitler yer aldı.

SEZER ALAN’IN ANNESİ: BİR İNSAN KENDİ BAŞINA NASIL POŞET GEÇİREREK ÖLDÜREBİLİR?

Raporda sadece ihlaller değil, cezaevlerinde yaşanan, cezaevleri idareleri tarafından ailelere ‘İntihar etti’ bilgisi verilen şüpheli ölümlerle ilgili aile anlatımları da yer aldı. Bunlardan biri 20 Şubatta Iğdır S Tipi Cezaevi’nde şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Sezer Alan’ın ailesi. Sezer Alan’ın annesinin anlatımına göre oğlu engelliydi ve psikolojik ilaçları kullanıyordu. Cezaevi idaresi ilaçlarını vermediği gibi başgardiyanın oğluna ‘Sen daha ölmedin mi’ gibi baskılar yapıyordu. Annenin şüphelendiği konu ise oğlunun ölüm şekli. Cezaevi idaresinin kendilerine “Sezer başına poşet geçirerek intihar etti” dediğini aktaran annesi, “Bir insan kendi başına nasıl poşet geçirerek öldürebilir? Ben poşet ile intihar edemeyeceğini düşünüyorum” dedi.

Eşinin ölüm olayının ardından hastaneye giderek bilgi almaya çalıştığını ancak kendilerine bilgi verilmediğini anlatan annesi, “Savcı çağırmış orada konuşmuşlar. Babası ölüm bilgisi istemiş. Şüpheli ölüm olduğunu ve araştırma yapıldığını söylemiş. Ölüm kâğıdını bile vermemişler. Hatta babasına, ‘Benden iyi mi bileceksin, seni de oğlunun yanına atarım’ diye kızmışlar. Bize cenazeyi teslim ederken teslimat kâğıdı verdiler.  Oğlumun cenazesine yarıya kadar açıp baktım. Yüzünde morarma yoktu. Boğazında ip izi yoktu. Sadece çenesinin altından açılmış ve sonra dikilmiş iz vardı. Vücudunda yara bere yoktu. Ben oğlumun kendi bilinciyle intihar ettiğine inanmıyorum. Oğlumu psikolojik baskıyla intihara sürüklediler. Savcılık da ‘şüpheli ölüm’ dediğine göre, oğlumun intihar ettiğine inanmıyorum” ifadelerini kullandı.

ZEYTUN: İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELEYE İLİŞKİN ŞİKÂYETLER ARTTI

Mahpusların yaşadığı sorunlara ilişkin tespitlerin yer aldığı rapor, İHD Diyarbakır Şubesinde düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Cezaevlerinde yaşanan ihlallerle ilgili konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun, hapishaneler mevcut adaletsizliğin, hukuksuz uygulamaların gerçekleştiği alanlar olduğuna dikkat çekti. Son dönemlerde İHD’ye yapılan başvurulara yansıdığı üzere işkence ve kötü muameleye ilişkin şikayetlerin giderek arttığını belirten Zeytun, “Türkiye hapishaneleri, şüpheli ölümlerin gerçekleştiği yerlerden biri oldu. Heyetimizin tespitlerine göre de özellikle sağlığa erişim hakkının politik saiklerle engellendiği, genel bir politika söz konusu. İşkence ve kötü muamele eylemlerine yönelik keyfi uygulamaların olağanlaştığı bir süreç yaşanıyor. Pandemi nedeniyle getirilen kısıtlamalar ve tedbirlerin keyfi bir şekilde uzatılarak, hapishane yönetimleri tarafından kalıcılaştırılmaya çalışılıyor. Hasta Mahpus sorunu devam ediyor. Ağır hastalıklarına rağmen hapishanede tutuluyor olmalarına yönelik hem idarenin hem yargı makamlarının keyfi tutumları nedeniyle hastalar yaşamlarını yittirmeye devam ediyor. İnsan hakları savunucuları olarak, keyfi politikalardan vazgeçilmesini istiyoruz. Hukuksuz uygulamalara karşı insan hakları kurumları ve hukukçuları mücadele vermesi gerektiğini ifade ediyoruz” dedi.

YILMAZ: KÖTÜ MUAMELE YAPANLAR HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILMIYOR

Ardından rapora yansıyan ihlalleri İHD Merkezi Hapishane Komisyonu Eş Sözcüsü Ercan Yılmaz açıkladı.  Ziyaret edilen bazı hapishanelerde mahpuslara uygulanan işkence veya kötü muamelenin devam ettiği kanaatine ulaşıldığını belirten Yılmaz, “Mahpusların heyetimize vermiş oldukları bilgilere göre işkence ve kötü muamele fillerini işleyen kamu görevlileri hakkında adli veya idari soruşturma açılmadığı gibi, söz konusu infaz koruma memurlarının hala aynı yer ve koşulda çalışmaya devam etmektedirler. Mahpusların sevk veya oda değişikliği taleplerinin gerekçesiz veya hukuka aykırı gerekçelerle reddedildiği daha önce de tarafımıza iletilen sorunlardan olup; bu sorunun halen devam ettiği gözlemlenmiştir” dedi.

GÖRÜŞLER 30 DAKİKA İLE SINIRLI TUTULUYOR

Mahpusların dile getirdiği ihlallerden biri de görüş sürelerinin kısa tutulması. Hapishanelerde Adalet Bakanlığı genelgesi gerekçe gösterilerek mahpusların açık görüş haklarının yönetmelikte düzenlenen minimum süre olan 30 dakika ile sınırlı tutulduğunu ifade eden Yılmaz, bu durumun özellikle ailelerinden uzak illerde tutulan mahpuslar açısından görüş hakkının yetersiz kullanılmasına neden olduğuna dikkat çekti. Yılmaz, “Daha önce yönetmelik ile kapalı görüş süresinin 1,5 saate kadar uzatılabileceği belirtilmiş olmasına rağmen hapishane idareleri takdir yetkilerini mahpusların aleyhine olacak şekilde kullandığı bu şekliyle ulusal ve uluslararası mevzuat ile güvence altına alınan özel hayata ve aile hayata saygı hakkının ihlal edildiği tespit edilmiştir” ifadelerini kullandı.

İNFAZLAR YAKILIYOR, TERS KELEPÇE UYGULANIYOR

Bir başka ihlal, uzun yıllar cezaevlerine kalan mahpusların infazlarının yakılması. Yılmaz, İdari Gözlem ve Sınıflandırma Merkezi tarafından mahpusların “iyi halli” olup olmadıkları yönünde hazırlanan raporlarının genellikle hukuki dayanaktan yoksun, soyut gerekçelere dayandırıldığını hatırlattı. Bu mahpusların infazının belli bir kısmını hapishanede geçirdikten sonra denetimli serbestlik hakkından yararlanması gerektiğini belirten Yılmaz, “İnfazlarının uzatıldığı (yakıldığı), mahpuslar hakkında düzenlenen iyi halli olmama değerlendirmesi nedeniyle başka hapishaneye sevk taleplerinin yerine getirilmediği tespit edilmiştir.  Mahpuslar hastane sevkleri ve muayene sırasında “çift kelepçe” ve “ağız içi arama” uygulamasıyla karşı karşıya kaldıklarını belirtmişlerdir. Söz konusu çift kelepçe uygulaması ile ağız içi arama işleminin kötü muamele yasağının ihlali olduğu daha önceki tespitlerimizde de yer almaktadır. Bu uygulamanın devam ettiği ve söz konusu uygulamayı kabul etmeyen mahpusların hastanelere götürülmeyerek sağlık haklarının ihlal edildiği heyetimizce tespit edilmiştir” ifadelerini kullandı.

KÜRTÇE YAYINLANAN GAZETE VE DERGİLER VERİLMİYOR

Cezaevlerinde yaşanan ihlallerden biri de bazı yayınların mahpuslara verilmemesi. Kürtçe yayınlanan gazete ve dergilerin hapishane idaresi tarafından mahpuslara verilmediği yönünde şikayetlerinde olduğunu hatırlatan Yılmaz, tespit ettikleri ihlalleri maddeler halinde sıraladı:

-Ayrıca mahpuslar, bazı dergi ve gazetelerin kendilerine keyfi bir şekilde verilmediğini ifade etmişlerdir. Son dönemlerde gerek Anayasa Mahkemesi gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından benzer konulara hakkında verilen ihlal kararlarına rağmen hapishane idareleri tarafından bu uygulamalara devam edildiği tarafımızca tespit edilmiştir.   

HABERLEŞME HAKKI İHLAL EDİLİYOR

-Mahpuslar, kurumlara veya kişilere gönderdikleri mektupların muhataba ulaşıp ulaşmadığı ile ilgili idarece bilgilendirilmediklerini; mektup içeriğinde diğer mahpuslarla ilgili isimlerin veya sorunların yer alması durumunda Adalet Bakanlığı tarafından hapishanelere gönderilen genelge gerekçe gösterilerek mektuplarının gönderilmediğini aktarmışlardır. Ayrıca mahpuslar, mektup ve fax ücretlerinde zam yapıldığını söylemişlerdir. Bu uygulamalarla mahpusların haberleşme hakkını ihlal edildiği tarafımızca gözlemlenmiştir.

FARKLI SUÇLARDAN YARGILANANLAR AYNI KOĞUŞLARDA TUTULUYOR

-Mahpuslar, kantinden aldıkları ürünlerin kalitesiz ve çok pahalı olduğunu aktarmışlardır. Bu husus daha önce de birçok raporumuzda belirttiğimiz sorunlardandır. Aktarılan sorunların Türkiye’nin değişik hapishanelerinde devam ettiği tespit edilmiştir. Mahpuslar farklı suç tiplerinden yargılanan kişilerle yan yana odalarda tutulduklarını aktarmışlardır. Bu durumun mahpuslar açısından güvenli olmayan bir hapishane ortamı yarattığı tespit edilmiştir.

-Kadın mahpuslar idarece sağlanması gereken özel ihtiyaçlarından olan “pedlerin” kendilerine ücretsiz olarak verilmediğini; kantinde ise ped fiyatlarının piyasa değerinin çok üstünde olduğunu belirtmişlerdir. Şubelerimiz tarafından daha önce de raporlarımızda bu soruna yer verilmişti. İlgili sorunun halen Türkiye’nin değişik hapishanelerinde devam ettiği heyetimizce tespit edilmiştir.

IĞDIR CEZAEVİNDE TEK KİŞİLİK KOĞUŞ UYGULAMASI

-Iğdır S Tipi Kapalı Hapishanesinde heyetimizle görüşen mahpuslar henüz hükümlü statüsüne geçmemiş olmalarına rağmen tek kişilik odalarda tutulduklarını belirtmişlerdir. Kanunda düzenlenen bu hükme aykırı olarak, henüz hükümlü statüsüne geçmemiş ve yargılanmış oldukları sevk maddeleri ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmeyen mahpusların Iğdır S Tipi Hapishanesinde tek başlarına tutuluyor olmalarının işkence ve kötü muamele yasağının ihlalini oluşturduğu tarafımızca tespit edilmiştir.  

-Iğdır S Tipi Kapalı Hapishanesinde mahpuslarla yapılan görüşmede; ilgili hapishanede bazı mahpusların tecrit uygulamaları nedeniyle intihara teşebbüs ettiğini, son olarak Sezer Alan ve Sinan Kaya isimli iki mahpusun intihar sonucunda yaşamlarını yitirdiklerini belirtmişlerdir. Mahpusların tutulmuş oldukları tecrit ortamının fizyolojik ve psikolojik durumları üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğu heyetimiz tarafından tespit edilmiştir. 

%d blogcu bunu beğendi: