HDP’ye kapatma davasına ilişkin soruyu yanıtlayan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamolloğlu, “Ümit ediyorum ki Anayasa Mahkemesi bu konuda adil davranır” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamolloğlu, partisinin haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Karamolloğlu, HDP’nin kapatılması, kongre, ‘müzik yasağı’ ve Kanal İstanbul’a ilişkin konuştu.

‘UMARIM AYM ADİL DAVRANIR’

HDP’nin kapatılması davasıyla ilgili soruya yanıt veren Karamollaoğlu şunları söyledi: 

“Parti kapatmalarının mutazarrır olan bir anlayışın sahibiyiz, böyle bir geçmişimiz var. Parti kapatmak, yanlışları düzeltmez ama mademki bir dava açıldı ben, Anayasa Mahkemesi’nin kararını beklemeye ihtiyaç var diye düşünüyorum. Ümit ediyorum ki Anayasa Mahkemesi bu konuda adil davranır, bitaraf davranır. Tabii bu noktada Sayın Cumhurbaşkanı’nın da ben benzer bir duyguyu taşıdığı kanaatindeyim. Çünkü uzun bir zamandır bu konu gündeme getirilmiş olmasına rağmen ancak birkaç ay önce bu karar alındı. Biz kendilerine geçmiş olsun dileklerimizi de ilettik ama doğrudan doğruya temas önümüzdeki günlerde nasıl olur, onu bilemiyorum.”

KONGRE YANITI

Karamollaoğlu, Oğuzhan Asiltürk’ün geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından yaptığı ve “kongre çağrısı” olarak algılanan konuyla ilgili sorulan soruya ise, “Ben Oğuzhan Bey ile görüştüm. Orada kongre çağrısından çok kongreye hazırlık babında bazı ifadeler kullanılmıştı. Tekrar kendisiyle görüşmemiz olacak. Ancak şu an bir kongre gündemde değil. Sizin de bildiğiniz gibi partiler kanununa göre kongreler iki senede bir yapılır, üç seneyi de geçmemelidir. Bu yıl da bu konu görüşülmedi” yanıtını verdi.

MÜZİK YASAĞI: KİMSEYİ RAHATSIZ ETMEYEN MEKANLARDA OLABİLİR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz kabine toplantısının ardından “müzik” ile ilgili yaptığı açıklamaların sorulması üzerine Karamollaoğlu şu değerlendirmeleri yaptı:

“Yerleşim merkezlerinde 12’den sonra bugün de yasak ama yerleşim merkezlerinin dışında bu pek gözetilmeyen bir husus. Böyle polemikler bize bir fayda sağlamaz kanaatindeyim. Özellikle turistik bölgelerde bu konu gündeme gelebilir. Yerleşim merkezlerinden uzakta, kimseyi rahatsız etmeyen mekanlarda olabilir diye düşünüyorum. Bu sanki müzisyenlere karşı alınmış bir karar gibi algılanmaz diye ümit ediyorum ve uygulanmaz da.”

KANAL İSTANBUL PROJESİ

Karamollaoğlu, iktidarın yapmakta ısrarcı olduğu Kanal İstanbul projesine ilişkin de, “Burada tabiri caizse bir inatlaşma var. Sayın Cumhurbaşkanı yıllar önce Kanal İstanbul’un aslında faydalı, doğru ve isabetli bir yatırım olmadığını kendisi de ifade etmişti. Aradan geçen zaman zarfında bu fikir değişti. Tabii oradaki özellikle arsalar çok ciddi bir rant kapısı oldu, el değiştirdi. Şimdi oradaki arsa sahipleri, oradan bir rant bekleyen kişiler eğer Kanal İstanbul olmazsa buna bir tepki gösterirler. Ben Kanal İstanbul’un ne Türkiye’ye ne İstanbul’a ne de çevreye bir fayda sağlayacağı kanaatinde değilim” değerlendirmesinde bulundu.

‘ÖZELLEŞTİRMENİN İLK ADIMIDIR’

Karamollaoğlu’nun basın toplantısında öne çıkan başlıklar şöyle:

“Burada çok kısa bir şekilde Kırıkkale’de karşılaştığımız tabloya da değinmek istiyorum. MKE kurumu bir kurum olmaktan çıkarılıp AŞ. Hüviyetine büründürülmeye çalışılıyor, bunun özelleştirmenin bir adımı olduğu kanaatindeyiz. Bu kurum tarihi bir kurumdur. Savunma sanayinde önemli bir yer edinmiştir. 
Ben iktidarın bu noktadaki tavrını bir daha değerlendirmesi gerektiğini söylemeyi bir vazife olarak görüyorum.

ABD’NİN AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLMESİ

“Bir diğer önemli konu başlığı ise ABD’nin talebi üzerine Kabil Havaalanı’na askerimizin gönderilme isteğidir. Öncelikle bilinmelidir ki; Afganistan’ın kalbi Kabil’dir ve Kabil’in de en stratejik noktası Kabil Havaalanı’dır. ABD’nin, Türkiye’ye böylesine stratejik bir noktada tampon görevi gördürme hevesinin arkasında yatan sebepler çok iyi anlaşılmak mecburiyetindedir.

“Çatışmaların ortasında kendimizi bulabiliriz. Afganistan’la aramızdaki münasebetlerin daha da gerilmesine ve Allah muhafaza etsin hiç yoktan onlarca insanımızın kaybetmemize sebep olabilir. Bundan dolayı ben hangi şartlarda olursa olsun hükümetin bu kararı yeniden gözden geçirmesi gerektiğine inanıyorum. Aslında onlarda mütereddit onlar da Afganistan’a girmek istemiyorlar ama ABD bir bakıma emrivaki ile Türkiye’yi karşı karşıya bırakmaya çalıştılar bunu da başardılar gibi.

‘ESNAFIMIZ İÇİN SÜRECİN FATURASI AĞIR OLDU’

“Kısıtlamalar kalkacak da, 1 Temmuz’dan itibaren insanımızın özellikle de iş çevreleri ve esnafın omuzlarındaki yükler de kalkacak mı? Maalesef hayır. Özellikle esnafımız için bu sürecin faturası çok ama çok ağır oldu. Eğer iktidar normalleştik kendi yağınızda kavrulun derse bu problemlerin daha da büyümesine, esnaf üzerindeki yükün daha da artmasına ve bugüne kadar oluşan iflaslardan çok daha fazlasının ortaya çıkmasına vesile olur. Birçok insan işsiz kaldı, binlerce ekmek teknesi bir daha hiç açılmamak üzere kepenk kapattı. Kendilerine el uzatmak yerine, bankaların yolu adres gösterilen vatandaşlarımız ağır borçların ve faiz yükünün altına girdi.

Yanlış, geç ve eksik süreç yönetimi nedeniyle zor günler yaşayan insanımıza en azından bundan sonra destek olunmalı ve 1 Temmuz’dan sonra müzisyenler için alınan karar benzeri adımlarla da yeni mağduriyetler oluşmasına sebebiyet verilmemelidir.

ERDOĞAN’A ‘EVLİLİK’ YANITI

“Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Yeni moda başladı; 30 yaşından önce kimse evlenmiyor’ diyor. Gençler evlenmiyor mu evlenemiyor mu? Bugünkü durumu göz önüne alarak bunu bir değerlendirmek lazım… Beyaz eşya fiyatları ortadayken, mobilya sektöründe olan esnafın bizzat kendisi “Fiyatlar o kadar yüksek ki müşteriye fiyat söylerken ben utanıyorum.” derken, ev kiraları, fatura giderleri ve evlenme masrafının yükü bu denli ağırken gençlerimiz istedikleri zaman evlenebilir mi?

“Eğer gençler çalışmıyor, çalışamıyorsa, kendilerinin aldıkları kredileri dahi ödeyecek durumda değilse, hala ailelerine muhtaçlarsa nasıl evlenecekler? Evlilik o kadar kolay bir iş değil ki! Evlenme masrafları 100-150 bin liraları buluyor. Nereden bulacaklar bu imkanı. Borçla hayata başlayan iki insan nasıl hem borç ödeyip hem de geçimlerini sağlayacaklar. Bu bir modaymış gibi tarif etmek isabetli bir yaklaşım değil. Ailelerinin desteğine muhtaç olan ve şu anda yaşı 30 altında bulunan gençlerin %25’den fazlası işsiz. Bir işe girince aldığı maaş belli.”