Newroz Barış Halkının Mahşer Davetidir….

Son dönemlerin en coşkulu, yüksek katılımlı ve güçlü Newroz’unu yaşadık..

Elbette Newroz tarihsel gelişimi, geleneksel akışı, gündeki biçimlenişi ile Ari halkının toplumsallaşmadaki kurumsallaşmasını yaratma dönemlerinin, en güçlü bir aradalığıdır…

Newroz idelojiler üstüdür, çünkü süre olarak idelojilerin yaratım an ve mekanlarına denk düşer… Newroz’un oluş ve kültürleşme aşamaları, toplumsal düşünce yani sistemli düşüncenin rahmidir… İlk toplumsallaşmanın ilk kitlesel bayramıdır da denile bilinir…

Coğrafyamızın, insanlığın beşiği olarak kabul edilen ve yerleşik hayata insan adına ilk geçişi yaratan eylemselliği, yüzyıllardır yok sayılmaya ve kaybedilmeye çalışıyor… Özellikle hegomonik iktidarın Batı Avrupa’ya kayması ve siyasal rejimin ulus devlet olarak inşası ile, tarih bilimi iktidarın yönlendirmesinden kurtarılamıyor ve toplumsallaşamıyordu… Başta Göbeklitepe’yle açığa çıkan gerçeklik, inkar edilemez noktaya gelmesine rağmen, hâlâ coğrafyanın yaratım gücüne, insanda kültüre dönüşmesine büyük bir savaş açılmış ve yürütülmektedir… Bu anlamda kültürü yok etmenin en temel hedeflerinden biri, insan, an ve mekan olarak bütünleşmesini silmek, unutturmaktır… Newroz’un yok sayılması için özellikle son iki yüzyıl, çok büyük zulm yaratılmış, yaşatılmıştır.

Unutmak, unutulmak, ölmek, hatırlamak, anmak, yaşamaktır… Newroz’ un hatırlanması ve anılması, bir bütün güncellenmesi için başta Kürt toplumu olmak üzere Ari halklar, insanlık hafızasına nakş olan görkemli bedeller ödemiş ve bu feda gerçekliği tarihi doğru zeminine getirmiş, başta felsefe ve sosyoloji olmak üzere tüm bilim disiplinleri hakikatle buluşmuş ve sistematik yaşam paradigması olarak insanlığa sunulmuştur…

Bu anlam da, Newroz tamamıyla politik bir gerçekliktir ama Newroz, propaganda siyaseti yapma alan ve zamanı değildir… E tabi ki, yine Newroz kimsenin kimseye katılımı için teşekkür edeceği bir buluşma hiç değildir…

Newroz insanlığın dünyevi mahşeridir…

Katılımcıların köylerinden, sokaklarından, evlerinden çıkıp ortak alanda birbiriyle yüzleşmesi, doğayla beraber, ortak çaba-emekle, geleceği örmeyi planlanması ve yeni yaşamı, ortak kurmanın ‘’ilk-eli’’ dir… Her katılımcının kendinden olanları ve en başta kendini toplum aynasında göreceği, toplumsallığının geçen yıldan bu yıla değişimini, gelişimini izleyeceği, kendini de bu süzgeçten geçireceği meydandır…

Newroz da tarihsel olarak ve güncelinde de alt üst ilişkisi, statü ve hiyerarşi olmaz, yoktur… Kimse tek merkeze bakmaz, kimse de yukarıdan bağırmaz, tüm halk gerçekliği eş değerdir… Geçmiş yılın yarattığı tecrübe ve gelecek yılları oluşturmanın azminin birleşme merkezidir…

Newroz herhangi bir olay, bir efsane, bir yaşanmışlıkla anıla bilinir ama hiçbir olay-olgu tek başına Newroz’u tasvir etmeye yetmez…

Bilim felsefesiyle uğraşanlar tarafından Neolitik dönem güncel insanın varlığına varmanın ilk adımı yani insanın ve toplumunun oluşma anı, ilk insanlık devrimidir… Newroz da bu devrimin ilk kutlusudur…

Yani, Kawa başına ‘’elma’’ düştüğü için 20 mart’ ı 21 marta bağlayan gece hareketlenmemiştir… Kawa şahsında gelişen bir halk hareketlenmesi, planlaması ve yürütmesidir… Kawa ile mitolojik ifadeye kavuşan halk hareketi, insanlığın binlerce yıllık temel kültürünü kurtarma, an’la biçimlendirme ve yeniden yaratma eylemidir…

Süreç kölecil dönemin en vahşi zamanları ve mekanıdır… Toplumsallığı yaratan insanlığın-doğanın-evrenin isyanı, özden kopmuş, sapmış biçimi, zaman akışından savrulmuş zihniyeti doğru kanalİze etmek ve insanlığa hakikat zeminini sunmak eylemidir…

Efsanede geçen ateş, Promete efsenasinde ki gibi zalimin sistematik olarak yıkılışıyla beraber, gasp edilen halkın bilim-felsefe ve yönetim gerçeğinin tekrar halk tarafından elde edilmesinin simgesidir… Ateş halkının, ateşini zalimden geri alma ve aydınlanma anlatısıdır…

Nitekim Kawa’nın demirciliği de sürecin aydın karekterinin ifadesidir… O dönemde demiri işleme güçlü bir zeka potansiyeli ve yoğun emeğin, toplum öncülüğünün simgesidir…

Fetişist, kısaltılmış an ve yaşamlardan, simgeselliğin esası yok ettiği, hakikatin parçalandığı dönemlerden geçtiğimizi, düşünmemize hep ön koşul olarak tutarsak…

Kawa ve Dehak’ta simgeleşen; Toplumsallık gerçekliği ve iktidar sistematiğinin çelişkisi olduğunu bilmeliyiz… Karşı karşıya olan iki kişi değil, demokratik-doğal toplum ile doğayı, toplumu, gelişimini, bir bütün ‘’zaman’’ ı inkar etmekten beslenen, hakimiyet kurmaya çalışan iktidar mekanizması gerçeğidir…

Biz de mitolojik bir dille ifade edersek, bir Habil ile Kabil kavgasıdır ve bir farkla, Kürt şahsında güncelde yaşandığı gibi, kazanan Habil’dir…

Yaşama , anlama ve oluş hakikatimiz ‘’toplumun’’, ahlak ve politika üretme sorunu, toplumun var olduğu ve temel yaratıcı olduğu kadar gerçeklik ve her an toplum kadar canlıdır… Elbette ki toplum öncüsüz olmaz, öncü aydın bir bilinç sahibi, fedakar-fedai olan, bedel ödemeyi her anlamda göze alan ve toplumun-insanlığın temel çıkarlarını görüp ona göre hareketlenendir… Kawa dönemin ihtiyaçlarını kavramış, kültürel kodları doğru okumuş ve insanlığın kazanım an, mekan, alışkanlık, sürekliliğini, bir bütün kültürünü, toplumdan öğrenmiş ve halkla, Asur yönetimine, Dehak’a karşı planlamasını yaratmış ve hayata geçirmiştir…

Yakılan ateş dar anlamda kurtuluşu ifade ettiği gibi, yapılan stratejik planlamayı, bu planlamayı yaratan düşünce-duygu gücünü, eylemselliğine katılım coşkusunu, zafere varma ve bu zaferi insanlığa armağan etmeyi de ifade eder…

Bu çerçeve de kültürel olarak Nuh peygamber zamanına kadar (m.ö. 30000) takip edilebilecek Newroz gerçekliği (ki aynı kelime kökünden gelir), evet simgesel olarak aynı zamanda, kış boyunca güvenlik-beslenme-üreme açısından içe çekilen insan canlısının, baharla beraber geliştirdiği zihniyetle yeniden doğaya katılma anıdır da…

Newroz coğrafyasında, Ortadoğu’da başlıyan ve gelişen, şu anda Rusya ve Ukrayna’ya sıçrayıp ilerleyen 3. Dünya savaşının yarattığı yıkım ve ölümden tek kurtuluş yol ve yöntemi, insanlığın nasıl bu noktaya geldiğini bulmasıdır… Güncel olarak, yakın tarihte ve en tarihin başında önümüze çıkan ilk adres coğrafyamız ve insanlığıdır… Derler ‘’kaybettiğin yerde ara’’ diye, kaybedilen yer coğrafyamız gerçekliğidir… Uzak tarih itibari ile insanlığın ilk toplumsallaşma hamlesi coğrafyamızdır, yakın tarihte 3. Dünya savaş gerçekliği Bağdat’a yapılan müdahale ve güncelde de hâlâ yaşanan Ortadoğu kaos ve savaş gerçekliğidir…

Newroz ruhu 3.dünya savaşına çözüm cevabıdır…

Doğa insanda ses ve eyleme kavuşur… İnsan anlayan, tanımlayan ve özü biçimlendiren, gelecek oluşturan doğadır… Coğrafyamız insanda, 2022’de ses ve eylemiyle bir kez daha tüm dünya insanlığına, insanlığın-barışın yol ve yöntemini göstermiş, sunmuştur…

Newroz barışın sesidir, doğru toplumsallaşmanın gösterisi ve zeminidir… Newroz bilim ve felsefenin egemenler değil halk tarafından yaratılma ve yine halkla buluşma meydanıdır…

Newroz yanlışı hatayı reddetme, doğruyu bulma ve örmek için bir araya gelme anıdır…

Newroz tarihe iktidar gözüyle değil, halk gerçeğiyle dönmek, günceli iktidar hükmüyle değil kendi kültürüyle yaşamak, yaşam ve zaman akışını doğru okuma ve anda şekillendirmektir…

Newroz tüm halkların kapitalist modernist zihniyetin yaşamı yok etme, dünyanın sonunu getirme eylemselliğine dur deme ve yöntem önerme çağrısıdır…

Newroz esaslı bir yüzleşme, doğru ve yanlışlarını, günah ve sevaplarını muhasebe etme, eleştiri-özeleştiriyi tüm toplumsallığıyla doğru değerlendirme alanı, yani insanlığın mahşeridir… Newroz kendini bilmek, kendini insanda, toplumda, doğada bilmek, kendini yaratmaktır…

Newroz ruhuyla kendini yaratmak, görkemli yaşamdır…

Newroz, Kapitalist sistemin toplum kırım, kültür kırımına, toplum ve kültürün yaratım anına dönerek, hakikati güncele taşımanın, kapitalist sistemi barışa zorlamanın kendisidir…

Newroz 8 marttan sonra kadın ruh bilinç ve duygusunun güçlü ayağa kalkışı, planlamalarını toplumsallaştırıp uygulamaya başlaması, şahlanışıdır… Başta Kürt halkı olmak üzere Ari (Aryen) halkının ‘’kadın’’ merkezinde toplumsallaşma, toplumsallığın ekolojikleşme ve üretim için bir araya gelme anıdır…

Kürt fedakarlık ve toplumsallığı dünya halklarına örnek olurken, Newroz bu örneğin bir aradalığı ve sürüşünü, süregelişini ispatlamaktadır…

Newroz toplumdan çalınan siyaset , felsefe bilimlerini topluma kazandırmanın coşkusudur…

Newroz halkın demokratikleşmesinin hem kendisi hem de kutlanma, kutsanma anıdır… İlk demokratikleşmenin öz-sel hakikatidir…

Newroz planlanan değil, planlayan halk gerçekliğinin göstergesidir…

2022 Newroz‘ u barış halkının insanlığa yüzleşme-helalleşme yani mahşer çağrısıdır…

%d blogcu bunu beğendi: