Türkiye’nin Kürtleri tehdit olarak gördüğünü belirten akedemisyen Yektan Türkyılmaz, “Erdoğan artık devletçi Kürt’ü de istemiyor. Eski Kürt siyaseti, yani ‘sadık Kürt’ ‘Taraftar Kürt’, Türkiye sınırları içerisindeki Kürtlerle bittiği için, bunu KDP ile devam ettiriyor” dedi.  

Türkiye tarihine en uzun Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı olarak geçen 30 Ekim 2014 tarihli toplantında Kürtlere karşı alınan “Çöktürme Planı”, 17 Nisan’da sınır ötesindeki Avaşîn, Zap ve Metîna’ya yönelik gerçekleştirilen saldırılarla devam ediyor. Türkiye’nin saldırıları tepki toplarken, KDP ise, AKP-MHP ittifakına dâhil olarak Kürtlerin yüzyıllık kazanımlarını boşa çıkarmaya çalışıyor.

Başta KDP’nin tutumu olmak üzere, Türkiye’deki muhalefet yapısı ve devletin saldırılarına dair değerlendirmelerde bulunan Orta Avrupa Üniversitesi Öğretim Üyesi tarihçi Dr. Yektan Türkyılmaz, Türkiye’nin Kürtlerle savaşının bitmediğini; çatışmaların, Kürt sorununun geldiği nokta itibariyle hem bölgesel hem de küresel bir sorun haline dönüşmesinin bir parçası olarak arttığını söyledi.

‘SAVAŞ BÜYÜYEREK DEVAM EDİYOR’

Kürtlere karşı savaşın büyüyerek devam ettiğini söyleyen Türkyılmaz, saldırının hem KDP yönetimindeki topraklarda hem Şengal’de hem de Kuzey ve Doğu Suriye’de devam ettiğini belirterek, “Türkiye’nin Kürtlerle savaşı bitmedi” ifadesini kullandı. Türkiye’nin artık Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin denetimi altındaki toprakların yabancısı olmadığına dikkat çeken Türkyılmaz, Türiye’nin 12 askeri üssü, 40’a yakında askeri pozisyonu olduğunu kaydetti. Türkiye’nin 2 bin askerinin sürekli o topraklarda olduğunu ve şu anda on bine yakın askeri varlıktan bahsedildiğini ifade eden Türkyılmaz, “O yerler, artık Türkiye’nin Kürt bölgelerinin bir uzantısı haline fiilen gelmiş durumda. Askeri hareketlilik açısından da öyle” dedi.

‘KDP SÜNNİ HATTIN BİLEŞENİNE DÖNÜŞTÜ’

Mevcut sürecin Kürtler açısından çok tarihsel bir dönem olduğunu ifade eden Türkyılmaz, mevcut süreci 1914 sürecine benzetti. 1914 yılında Kürtler adına siyaset yapacak politik bir bütünlüğün olmadığını, ancak bugün Kürtlerin politik iradelerinin olduğunu kaydeden Türkyılmaz, Kürtler içerisinde KDP’nin kimi stratejik, kimi taktiksel ve kimi anlık tercihlerle kendini sıkıştırdığı bir pozisyonla karşı karşıya kaldığını hatırlattı. Türkyılmaz, şöyle konuştu: “Kürdistan Bölgesel Yönetimi, başarısızlığa uğramış, halkına baskı dışında hiçbir şey getirmeyen bir yönetim. Kürtler açısında nüfuz kaybına sebep olacak siyasi manevralara girişmiş bir pozisyonda. Bu tercihler arasında en sorunlu tercihi budur. Yani KDP güçlü bir Kürdistan olmak yerine, başka yerlerde çözüm aradı. Güçlü devletlerin güçsüz bir müttefiki haline dönüşerek, hızlı bir şekilde Ortadoğu’da Kürt dayanışmasının bir bileşeni değil, Ortadoğu’daki Sünni hattının bir bileşeni haline dönüştü. Başını Erdoğan’ın çekmeye çalıştığı Sünni hattın versiyonu haline dönüşüyor.”

‘KDP O KÖYE GERİ DÖNDÜ’

Türkyılmaz, KDP’nin 1960’lı yıllarda Kürtler arasında temel bir örgüt olduğunu, ancak kendi siyaseti sonucu daralan bir örgüt haline geldiğinin altını çizerek, “O dönemler her yerde KDP vardı. YNK bile KDP içerisinden çıktı. KDP aşiretleşmiş bir inanç grubundan çıktı. Bir köyden çıktı. Yayıldı ve maalesef 2022 yılına geldiğimizde; tekrar o köye geri döndü. Çünkü birinci çıkarını, kendi ailesinin çıkarını gördü, sonra kendi aşiretinin çıkarını gördü, daha sonra kendi bölgesinin çıkarını gördü. Yani büyük ve geniş bir Kürt perspektifinden hızlı bir şekilde uzaklaştı. Aynı şekilde etkisinin de azaldığı dönem. Yani Rojava’dan İran’a ve bu gelişmeler içerisinde özellikle PKK’yi kendisine çok büyük tehdit olarak görüyor. Görünen o ki, bu askeri operasyonu destekliyorlar. Bu da Kürtler açısında riski arttıran bir durum” dedi.

‘KÜRTLER ERDOĞAN İÇİN STRATEJİK BİR KONU’

Türkiye’nin Kürtlere karşı açtığı savaşın ülkedeki açlık ve yoksulluğun üzerini örtmeye yönelik olduğu şeklindeki değerlendirmelere katılmadığını söyleyen Türkyılmaz, Kürtler konusunun Erdoğan için stratejik bir konu olduğuna dikkat çekerek, “Yani Türkiye zengin de olsa, fakir de olsa Kürtlere saldıracak. Çünkü Kürtleri kendisine varoluşsal bir tehdit olarak görüyor. Erdoğan, Kürtlere karşı 200 yıllık devlet siyasetini geliştirdi. Erdoğan artık iyi Kürt de istemiyor. Erdoğan artık devletçi olan Kürt’ü bile Kürt kimliği etrafında tanımlanmasını istemiyor. Âmâ bunun bir istisnasını şu anda KDP ile yapıyor. KDP ile olan ilişkisi eski Kürt siyasetine dönme ilişkisidir. Eski Kürt siyaseti yani ‘sadık Kürt’ ‘Taraftar Kürt’ siyaseti, Türkiye sınırları içerisindeki Kürtlerle bittiği için, bunu KDP ile devam ettiriyor” tespitinde bulundu.

‘KÜRTLERİN GÜÇLENMESİ ERDOĞAN İÇİN KABUS’

Türkyılmaz, Kürtlerin güçlendiği bir durumda Erdoğan yenilgisinin muhtemel olacağının altını çizerek, “Kürtlerin güçlendiği herhangi bir kombinasyon, Erdoğan için bir yenilgi kombinasyonudur. Bu kesindir. Diğer yandan da şunu da görmemiz, lazım; Kürtlerin bugün Ortadoğu’da siyasi temsiliyet kazandıkları düşündüğümüz zaman, bir tarafında Esad yönetimi, bir tarafında Irak, bir tarafında da İran var. Yani çok korkunç bir tablo var. Bu tablo uluslararası krizle birleştiği zaman, Kürtler gibi devletsiz halklar için büyük risk dönemleri oluyor. Çünkü bu kolonyalist devletler, Kürtlerin hak sahibi olmasını istemeyen siyasi oluşumlar ve yönetimler, bu anları hem fırsat biliyorlar hem de bu anlarda onların da iştahı kabarıyor. Dolayısı ile Kürtlerin güçlü olması Erdoğan için bir kâbus, muhtemelen siyasi kariyerinin sonucu ama bu öte yandan da bu aynı süreç Kürtler için büyük riskler arz ediyor” ifadelerini kullandı.

‘YAPAY OLAĞANÜSTÜYE İHTİYACI VAR’

Türkiye’de sadece Kürtlere değil, toplumsal muhalefet kesimlerine de şok edici saldırıların olduğunu hatırlatan Türkyılmaz, “Bir bütün olarak baktığınız zaman, Erdoğan muhalefete karşı, İkinci Dünya Savaşı’nda gelen bir ifade ile Blitzkrieg uyguluyor. Blitzkrieg, şok edici, paniğe sokucu, topyekûn saldırı anlamlarına geliyor. Şimdi Erdoğan siyaseti, kendi kıyısına bir kuyu kazdı. Bu da 50+1 kuyusu. Ve o kuyudan çıkamıyor. Dolayısıyla Erdoğan Kürtler ile ilgili stratejik ama genel olarak da bir yapay olağanüstüye ihtiyacı var. Çünkü Erdoğan’ın yapıcı bir siyaseti yok. Görüyorsunuz bir krizi daha büyük bir kriz ile ertelemeye çalışıyor. Ekonomik vaziyeti zaten ortada. Şu anda Ukrayna savaşı ile kendisine büyük bir fırsat kapsının açıldığını düşünüyor ama bu savaşın ilerleyen zamanlarında bunun böyle çok da fazla fırsatlar sunmadığını göreceğiz. Türkiye’nin muhtemelen bu savaşın büyük kaybedenleri arasında çıkacağını göreceğiz. Dolayısı ile Erdoğan yapay bir olağanüstülük yaratma siyasetini devam ettirmek zorunda. Ve ben bu siyasetinin esasının sadece destek toplamak değil, gerekirse o sandığı hiç kurdurmamak olacağını düşünüyorum” dedi.

MUHALEFET HALA NİÇİN BUNLARI YAPIYOR?

Türkiye’deki muhalefetin savaş konusunda Erdoğan’a eklenmesine ilişkin de Türkyılmaz, Ukrayna’yı işgal eden Rusya muhalefeti ile Türkiye muhalefetini karşılaştırarak, şöyle devam etti: “Baktığınızda, Rusya muhalefetinin tamamı, Rusya’ya karşı yaptırımları destekliyor, Rusya ve Putin’in saldırganlığına karşı en sert tedbirlerin alınmasını destekliyor. Türkiye muhalefeti halen Rusya muhalefetine göre çok daha yüksek ihtimalleri olan bir muhalefet. Baktığınız zaman tabloda Kürtlere saldırı olduğunda Türkiye’de muhalefetinin nasıl kazancı olabilir. Türkiye Kürtlere ilk defa mı saldırıyor? Hayır. Türkiye Kürt meselesini ilk kez mi askeri operasyonla çökertmeye çalışıyor? Hayır. Sonuç aldı mı? Hayır. Şimdi iki kere ikinin dört ettiği bir durumda muhalefet ne için hala bunları yapıyor? Buna bakmak gerekiyor” şeklinde konuştu.

‘TÜRKİYE SİYASETİ ÇÖLE DÖNÜŞÜR’

Türkyılmaz, HDP dışında kalan Türkiye muhalefetinin büyük bir kısmının Kürtlerin herhangi bir statü sahibi olmamasını alkışladığını ve bunu da kendi kazanımları olarak gördüğünü söyledi. Türkyılmaz, şunları kaydetti:“Ama şunu görmek gerekiyor, Kürt siyasetini, Kürt iradesini çektiğiniz zaman, Türkiye siyaseti bir çöle dönüşür. Bir narsistik zehirlenme haline dönüşür. Dolayısı ile şu çok kesin, muhalefetin bütün yeniden enerji kazanması da Kürt siyasetiyle mümkün olur. Son yerel seçimlerde ki muhalefetin ne kadar kazanımı varsa o da Kürtlerden geldi. Ha bugün o zehirlenme içerisinde muhalefet bunu kendilerine kazanç olarak görüyor da olabilirler ama şu kesin ki, bunun tek kazanımı Erdoğan sultası olacaktır. Burada Kürt siyasetinin iradesinin ezilmesi, Türkiye’nin muhalifler açısından buna İyi Parti bile dâhil, kimseye kazancının olacağını sanmıyorum. Onlar kazandıklarını düşünecekler ama Türkiye’deki siyaset alanı inanılmaz daralacaktır.”

MA / Selman Güzelyüz

%d blogcu bunu beğendi: