alanya escort manavgat escort fethiye escort kemer escort didim escort çanakkale escort Aydın escort muğla escort tekirdağ escort manisa escort balıkesir escort trabzon escort elazığ escort ordu escort kütahya escort ısparta escort rize escort maraş escort yalova escort giresun escort yozgat escort tokat escort şanlıurfa escort sivas escort batman escort erzurum escort sinop escort kırşehir escort karaman escort kırıkkale escort bolu escort amasya escort niğde escort uşak escort edirne escort çorum escort osmaniye escort zonguldak escort van escort erzincan escort Hatay escort Aydın escort İzmir escort Ankara escort Antalya escort Bursa escort İstanbul escort Kocaeli escort Konya escort Mardin escort Mersin escort Samsun escort Sinop escort Tekirdağ escort Rize escort Amasya escort Balıkesir escort Çanakkale escort Bolu escort Erzincan escort Şırnak escort Adana escort Van escort Yozgat escort Zonguldak escort Afyon escort Adıyaman escort Bilecik escort Aksaray escort Ağrı escort Bitlis escort Siirt escort Denizli escort Burdur escort Diyarbakır escort Edirne escort Düzce escort Erzurum escort Kırklareli escort Gaziantep escort Giresun escort Kilis escort Kars escort Karabük escort Kırıkkale escort Kayseri escort Kırşehir escort Malatya escort Maraş escort Manisa escort Muş escort Muğla escort Kastamonu escort Ordu escort Nevşehir escort Sakarya escort Osmaniye escort Şanlıurfa escort Sivas escort Trabzon escort Tokat escort Ardahan escort Bartın escort Karaman escort Batman escort Bayburt escort Bingöl escort Elazığ escort Gümüşhane escort Hakkari escort Eskişehir escort Isparta escort Yalova escort Uşak escort Iğdır escort

Yoksulluk, yolsuzluk, adaletsizlik ve şiddet sarmalından tek çıkışın iktidarın aşılmasında olduğunu belirten Figen Yüksekdağ, “Asıl sözü, son sözü daima direnenlerin, halkın katıksız değerlerine bağlı kalanların aklı, vicdanı, hareketi söyler” dedi.

Kandıra F Tipi Cezaevi’nde 4 Kasım 2016 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Yeni Yaşam gazetesinin sorularını yanıtladı. HDP’nin herhangi bir parti olmadığını en kritik eşikte farkını ortaya koyacağını belirten Yüksekdağ, “Bizler her durumda footballofficialscamp.com önümüze bakarız, yol açarız, durum ve denge değiştiririz. Aklımız da ruhumuz da buna yeter. Önemli olan mücadele enerjisini düşürmemek, bizleri çürümüş siyasi düzenin uzantısı parti ve zihniyetlerden farklı kılan özü korumak. HDP herhangi bir parti değildir, hiçbir zaman olmadı. En kritik eşikte farkını güçlü biçimde ortaya koyacaktır, herkes emin olabilir” dedi.

Yüksekdağ’ın Yeni Yaşam’ın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

  • Vaktiniz nasıl geçiyor, günlük yaşamınız nasıl?

5 yıllık tutsaklıktan son günlük yaşamda birçok şey bütünleşiyor tabii. Sadece siyasi pozisyonumuz rutin değil. Sürekli iktidar saldırısı altında olmamız ve durmaksızın bu saldırı çıtasının yükseltilmesi, stabil ya da bütün bir hapislik yaşamımızı da engelliyor. Mahkemeler, savcılıklar; cezaevlerinin genel ve “bize özel” baskı uygulamaları, hak gaspları derken her günümüz aktif siyasi mücadele ile geçiyor.

Bunun dışında tamamen tecrit durumdayız. Pandemiyi fırsata çeviren faşizm zamanında, en kötü fiziksel ve politik izolasyona maruz kalan kesim tutsaklar oldu. Şartları zorlayarak günlük yaşamımızı üretken, sağlıklı ve dinamik hale getirmeye çalışıyoruz. İki yıla yaklaşan özel tecrit, F tipinin dar, kısıtlı mekanında sıfırdan sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle sağlıklı yaşam çabası günlük yaşamımızın önemli bir boyutu. Düzenli spor ve yoga yapıyorum ben de; şartlar elverdiği kadar sağlıklı yaşamaya gayret ediyorum. Okuma-yazma faaliyetleri de 5 yıldan bu yana günlük hayatın parçası oldu. Bazen yoğunlaşıyor bazen son süreçte olduğu gibi davaların, siyasi operasyonların yer işgal etmesi nedeniyle seyrelebiliyor. Yine müzikle ilgileniyorum; fırsat buldukça da edebiyatla… Günlük yaşamın kendine göre bir yoğunluğu, işleri de var. Bir buçuk yıldır hiçbir arkadaşla görüşemiyor, spor-sohbet hakkını kullanamıyoruz. Ama F tipi usulü de olsa bağımızı koparmıyor, sesimizi-selamımızı eksik etmiyoruz. Birbirimize seslendiğimizi zamanlar günlük yaşamımızın değişmez aktivitelerinden biri.

Avukat ve aile görüşleri dışarı ile tek bağımız. Bunlar da korona bahanesiyle kısıtlandı. Avukatlarımızla cam bölme arkasından görüşüyoruz, evrak alış-verişlerine müdahale ediliyor. Ailelerle hala kapalı görüş yapmak zorundayız. Pandemi sürecinde her yer normalleşirken, hapishaneler gittikçe anormal değiştiriliyor. Elbette kasıtlı bir tutum. Mahpusları insan yerine koymama siyasetinin sonucu. Siyasi tutsaklara karşı çıkarılan yargı-infaz yasaları nedeniyle, yöntem ve zihniyet bakımından hapishanelerle esir kampları arasında fark kalmadı. Anlayacağınız öz itibariyle insanlık mücadelesi vermek anlamına geliyor.

  • Yoğunlaştığınız bir konu var mı?

Bugüne kadar daha çok siyaset tarihi ve toplumlar tarihine, hareketlerine yoğunlaştım. Kadın özgürlük mücadelesi tarihi son dönem kadın isyan dalgası üzerine de çalışıyorum. Felsefeye yönelmeye, derinleşmeye karar vermiştim ama aktif siyaset yakamı bırakmadığından olsa gerek, öyle bir tefekkür moduna giremedim.

  • Türkiye nereye gidiyor, içeriden gelişmeleri nasıl okuyorsunuz?

AKP-MHP koalisyonu çürümenin son aşamasına geldi. Zaten meşru yollara sahip olmadıkları iktidarı bugün tamamen gayrimeşruya batmış şekilde sürdürmek istiyorlar. Devlet organizasyonu tam olarak bir mafya, tarikat, hortumculuk federasyonuna dönüşmüş durumda. “Vatan bölünecek” korkusu-paranoyası yayarak, halklar arasında savaş ve nefret tohumları ekerek, bizlere karşı kışkırtarak koltuklarını korudular; bir taraftan da kendi menfaatlerine göre ülkeyi bölüp suç parselleri, kartelleri kurdular. Yıllardır söylediğimiz, üstüne gittiğimiz ve rehin alışımızın da sebebi olan gerekçeler, bugün siyasi iktidarın patlayan lağımlarından taşıyor. Kürt sorununda çözümsüzlük ve savaş ısrarının siyasi iktidar eli ile devletin nasıl bir suç örgütüne dönüştüğünü, yine iktidara bağlı bir suç örgütü şefinin ağzından dinliyor herkes. Savaş, soygun, adaletsizlik, siyasi zorbalık düzeyi ve hakim çıkar klikleri arasında perişan edilen sosyal kesimlerin genişliği bakımından 90’lı yılları, Susurluk sürecini çok aşan ve uluslararası boyutu da kapsamlı olan bir suç örgütlenmesi ile yüz yüzeyiz. İktidar bu ülkenin başında kaldığı her gün suç işliyor. Yoksulluk, yolsuzluk, adaletsizlik, organize yalan ve şiddet sarmalına alınan Türkiye toplumu için tek çıkış bu iktidarın aşılmasındadır.

Mevcut şartlar altında beklemek, geri durup ağırdan almak, mesnetsiz beklentilerle kendini ve başkalarını kandırmak, faşizm bataklığı tarafından yutulmak ya da onu uzantısına dönüşmek demektir. Durum son derece açık. Asıl mücadele programına ve onun etrafında buluşma, kenetlenme görevlerine yoğunlaşmak gerekiyor.

  • Bu bağlamda HDP’yi kapatma tartışmalarının amacı nedir?

HDP’ye yönelik kapatma davası ile Kobani davası, eşzamanlı ve aynı amacı matuf olarak sürdürülüyor. Geriye dönüp baktığınızda bir ucu 2014 çöktürme planına dayanır. Çözüm süreci devam ederken Kürt siyasetini ve demokratik mücadele atılımını gerçekleştiren Türkiye halklarını hedefleyen bir plandı bu ve yer yer dalgalanarak bugüne kadar getirildi. Paralel yürütülen Kobanê ve kapatma davalarını, Kürtlerin siyasi soykırım ve “nihai çözüm” projesinin son etabı olarak görüyorlar.

Reel politika ve iktidarın kısa erimli planları bakımından HDP’ye yönelik kapatma davası ve bununla bağlantılı Kobani davası kritik bir yerde duruyor. Cumhur İttifakı şu haliyle imkansız görünen seçim kazanma ya da iktidarda kalma hamlesinin başarısını, HDP’nin kapatılmasına ya da siyaseten paralize edilmesine bağlamış durumda. Aslında kapatma davası derken tartışılan sadece HDP’nin kaderi değil; Türkiye halklarının bugünü ve geleceği…

Kobanê davasıyla paralel yürütülen parti kapatma davası Cumhur İttifakı’nın yine zorla ve hile ile seçim kazanma operasyonunun koçbaşıdır. HDP’ye dönük böylesi bir saldırıya sessiz kalan -başta Millet İttifakı bileşenleri- herkes, saraya seçim kazandırma, onun mutlak iktidarının payandası olma suçunu işler. İktidarın ömrünün uzatılmasının siyasi sorumluluğunu üstlenmişlerdir demektir.

Bizler her durumda önümüze bakarız, yol açarız, durum ve denge değiştiririz. Aklımız da ruhumuz da buna yeter. Önemli olan mücadele enerjisini düşürmemek, bizleri çürümüş siyasi düzenin uzantısı parti ve zihniyetlerden farklı kılan özü korumak. HDP herhangi bir parti değildir, hiçbir zaman olmadı. En kritik eşikte farkını güçlü biçimde ortaya koyacaktır, herkes emin olabilir.

Şu an halkımızın, kadınların, gençlerin, emekçilerin umudu ve kazanma iradesi siyasi zulümle, tutsak etme, katletme saldırıları ile kuşatılmış durumda. Kıymetli yoldaşımız Deniz Poyraz’ın katledildiği haberini Kobanê dava duruşması sırasında aldık. Anlamıyorlar ki her kumpas davası, her kirli provokasyon, aldıkları her can daha güçlü ve kararlı yapıyor bizi. Kobanê sürecinde katledilen canlarımızın ve Deniz Poyraz’ın anısına bağlılıkla bu büyük demokratik direniş yolunda ilerleyeceğiz. Dönemin başat sorumluluğu budur ve siyasetin tarihsel bir ayrım noktasında üçüncü yolun niteliği, yüzünü de belirleyecektir.

HDP ve Kürtler üzerinde kazanç hesapları yapanlar, milyonların acılarını, ödenen bedelleri görmezden gelenler, partimize gönül vermiş toplumsal kesimlere ruhsuz, kişiliksiz yığın muamelesi yapanlar çok kötü yanıldıklarını görecektir. Zorla-zulümle ya da açık-sinsi siyasi mühendislik yöntemleri ile yenilecek, eriyecek bir parti yok karşılarında. İzmir vahşetinde kendini gösteren HDP’ye yönelik katliamcı operasyonlara, Saray ve ortağı tarafından sürdürülen siyasi soykırımcılığa alanlardan, aktif direniş hattından yanıt verilmesi ise çok önemli. Partimizin son dönemde bu hattı güçlendirmeye hizmet eden eylem ve örgütlenme programı en güçlü şekilde sahiplenilmelidir.

Bu sadece HDP’lilerin, ona gönül veren halklarımızın değil, faşist başkanlık rejimi felaketinden kurtuluşu amaçlayan tüm kesimlerin gündemi olmalıdır. Zira bugün nereden bakarsanız bakın kimse için HDP’siz bir kurtuluş ve çıkış olasılığı yok. Ama bize yönelik akıl ve ahlak dışı saldırılar birlikte göğüslenmezse, muhtelif muhalefet bölükleri için bitiş olasılıkları çok fazla. Demokrasi ve politik özgürlükler birlikte savunulmazsa faşizmin güç kazanacağı ve kendisi dışındaki etkisiz-tepkisiz her şeyi silip-süpüreceği açık.

Sonuçta bizler açısından esas tutum, hiçbir dayatmaya teslim olmamak, en kötü şartlar altında dahil halk iradesine yol açmaktır. HDP sadece parti ya da etiket, topluma vekalet eden bir siyasi merkez değildir. Halkın asaleten varlığı ve kendi kaderine yön veren bilinci, hareketidir. Hiçbir baskı ve zulüm rejimi, bu varlığa son veremez; sadece biçim değiştirmesine, yeni mecralara açılmasına vesile olur. Bu nedenle, kıyım saldırıları, siyasi tecrit-tasfiye dayatmalarını ters-yüz ederek, Türkiye’nin 3’üncü İttifakı’nın, öznesi halklar, emekçiler ve kadınlar olan hakiki Demokrasi İttifakı’nın öncüsü, yapıcısıdır.

  • PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride karşı cezaevlerinde açlık grevi var. Tecride dair mesajınız ne olur?

İmralı tecridi var olduğu müddetçe Türkiye’de siyasi krizin derinleşeceği defalarca kanıtlandı. Hem iktidarı hem muhalefetin krizidir bu. PKK Lideri Öcalan’a yönelik mutlak ve insanlık dışı tecrit iktidarı daha fazla yönetemez ve kendi içinde dahi parçalanan bir noktaya sürüklüyor. İmralı görüşmelerinin ve Çözüm Süreci’nin bitirilmesinin ardından, Erdoğan-AKP iktidarı MHP’yle ve cümle faşist, mafyatik kliklerle, tarikatlarla kurduğu koalisyona rağmen azınlık durumuna düştü.

Şu an siyaseten azınlıkta, ancak silahı, sermayeyi tek elde toplayan darbeci bir güç olarak varlıklarını sürdürüyorlar. Muhalefetse İmralı tecridi ve Kürt sorununda çözümsüzlük konusunda demokratik bir zihniyet geliştirmediğinden, krizi kendi sahasında yeniden üretiyor. Millet İttifakı tablosu tam da böyledir.

Sayın Öcalan’a ve arkadaşlarına yönelik tecrit, işkence ve Kürt sorununda çözümsüzlüğün derinleştirilmesi şüphesiz ki böyle bir siyasi atmosfere terk edilemez. En başta Türkiye’de barışa, adalete, kardeşliğe inanan tutarlı demokrasi güçlerinin karşı ses ve irade olması gerekiyor. Halkın günlük yaşam ve mücadelesinin içinde güçlü, yaygın bir talebin yükseltilmesine ihtiyaç var. Uzun süredir devam eden süresiz-dönüşümlü açlık grevi bu yönelimin ürünüdür. Tabii malum olanı, tekrar ifade etmek gerekirse böylesi kritik bir sorumluluk sadece siyasi tutsaklara bırakılamaz. İşin gerçeği İmralı tecridi içerdekilerin sorunu olmaktan çok, dışarıdakilerin, hak ve özgürlük alanları gün be gün adı konulmamış hapishaneye dönüştürülenlerin sorunudur.

  • Son olarak halka mesajınız ne olur? Ya da sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Uzun ve karanlık bir dönemden geçiyor olabiliriz ama sadece karanlıktan korkmayanlar, içindeki ışığı söndürmeyenler çıkabilir. Kimse içindeki ışığı söndürmesin, onun kaynağını unutmasın. Ruhumuzu karartmaya çalışanlar olacaktır. Kararsızlık ve güvensizlik yayanlar, küçük hesaplar peşine düşüp yolunu kaybedenler de var. Ama asıl sözü, son sözü daima direnenlerin, halkın katıksız değerlerine bağlı kalanların aklı, vicdanı, hareketi söyler. Kimin ruhuna dokunduysak her birini bu çizgide kenetlenmeye çağırıyorum.

Sokakta, sandıkta, hak, özgürlük, adalet, barış hedeflerimizi her yerde halklarımızın kırılmaz iradesi ile birlikte ve daha güçlü yükseltebiliriz. Ev ev, insan insan, meydan meydan büyütebiliriz. Nerede olursak olalım bu inanca sarılıp başaralım. Bizler dört duvarın ardından baksak da başaracağımızı görüyoruz. Halkımızı, kadınları, bütün mücadele yoldaşlarımızı sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz.

Tekirdağ mutlu son Adana mutlu son Mersin mutlu son Bursa mutlu son Muğla mutlu son Balıkesir mutlu son Kocaeli mutlu son İstanbul mutlu son Ankara mutlu son Antalya mutlu son İzmir mutlu son Denizli mutlu son Çanakkale mutlu son Sakarya mutlu son Manisa mutlu son Malatya mutlu son Yalova mutlu son Sivas mutlu son Tokat mutlu son Kayseri mutlu son Trabzon mutlu son Aydın mutlu son Elazığ mutlu son Afyon mutlu son Kütahya mutlu son Ordu mutlu son Eskişehir mutlu son Gaziantep mutlu son istanbul mutlu son ankara mutlu son izmir mutlu son bursa mutlu son antalya mutlu son adana mutlu son konya mutlu son şanlıurfa mutlu son gaziantep mutlu son kocaeli mutlu son mersin mutlu son diyarbakır mutlu son hatay mutlu son manisa mutlu son kayseri mutlu son samsun mutlu son balıkesir mutlu son maraş mutlu son van mutlu son aydın mutlu son tekirdağ mutlu son sakarya mutlu son denizli mutlu son muğla mutlu son bağcılar mutlu son bahçelievler mutlu son esenler mutlu son esenyurt mutlu son kadıköy mutlu son kağıthane mutlu son kartal mutlu son küçükçekmece mutlu son maltepe mutlu son pendik mutlu son sultangazi mutlu son ümraniye mutlu son üsküdar mutlu son aliağa mutlu son alsancak mutlu son bayraklı mutlu son bornova mutlu son buca mutlu son çeşme mutlu son çiğli mutlu son gaziemir mutlu son karşıyaka mutlu son konak mutlu son menemen mutlu son ödemiş mutlu son torbalı mutlu son çankaya mutlu son keçiören mutlu son mamak mutlu son polatlı mutlu son sincan mutlu son alanya mutlu son belek mutlu son kaş mutlu son kemer mutlu son korkuteli mutlu son lara mutlu son manavgat mutlu son serik mutlu son side mutlu son didim mutlu son efeler mutlu son kuşadası mutlu son nazilli mutlu son altıeylül mutlu son bandırma mutlu son edremit mutlu son karesi mutlu son susurluk mutlu son gemlik mutlu son gürsu mutlu son inegöl mutlu son mudanya mutlu son nilüfer mutlu son osmangazi mutlu son yıldırım mutlu son biga mutlu son çan mutlu son gelibolu mutlu son adıyaman mutlu son afyon mutlu son ağrı mutlu son aksaray mutlu son amasya mutlu son ardahan mutlu son artvin mutlu son bartın mutlu son batman mutlu son bayburt mutlu son bilecik mutlu son bingöl mutlu son bitlis mutlu son bolu mutlu son burdur mutlu son çanakkale mutlu son çankırı mutlu son çorum mutlu son düzce mutlu son edirne mutlu son elazığ mutlu son erzincan mutlu son erzurum mutlu son eskişehir mutlu son giresun mutlu son gümüşhane mutlu son ığdır mutlu son ısparta mutlu son karabük mutlu son karaman mutlu son kastamonu mutlu son kilis mutlu son kırıkkale mutlu son kırklareli mutlu son kırşehir mutlu son uşak mutlu son kütahya mutlu son malatya mutlu son mardin mutlu son nevşehir mutlu son niğde mutlu son ordu mutlu son trabzon mutlu son osmaniye mutlu son rize mutlu son siirt mutlu son sinop mutlu son sivas mutlu son tokat mutlu son karahayıt mutlu son pamukkale mutlu son nizip mutlu son şahinbey mutlu son şehitkamil mutlu son antakya mutlu son defne mutlu son iskenderun mutlu son darıca mutlu son gebze mutlu son gölcük mutlu son izmit mutlu son körfez mutlu son akşehir mutlu son beyşehir mutlu son ereğli mutlu son karatay mutlu son meram mutlu son selçuklu mutlu son akhisar mutlu son alaşehir mutlu son soma mutlu son turgutlu mutlu son akdeniz mutlu son anamur mutlu son erdemli mutlu son mezitli mutlu son silifke mutlu son tarsus mutlu son toroslar mutlu son yenişehir mutlu son bodrum mutlu son dalaman mutlu son fethiye mutlu son köyceğiz mutlu son marmaris mutlu son menteşe mutlu son milas mutlu son adapazarı mutlu son serdivan mutlu son atakum mutlu son çarşamba mutlu son ilkadım mutlu son eyyübiye mutlu son siverek mutlu son viranşehir mutlu son çerkezköy mutlu son çorlu mutlu son erbaa mutlu son