Ataerkil zihniyete göğüs gererek var olma mücadelesi verdiklerini dile getiren Batmanlı çalışan kadınlar, yaşanan son ekonomik kriz nedeniyle işlerinin sekteye vurduğunu dile getirdi.

Asırlardır Mezopotamya topraklarında üretici rolünde yer alan kadınlar, topluma ve çocuklarına adeta kol kanat germiştir. Ataerkil zihniyetin egemen olduğu toplumda var olma mücadelesi veren kadınlar aynı zamanda birçok zorluğa da göğüs gerdiğini söyleyebiliriz. Bir yandan erkek egemen devlet baskısı öte yandan toplumsal baskılarla boğuşmak zorunda kalan kadınlar, şüphesiz bunun sancılarını da en derinden yaşıyor. Bu tür zorlukların benzerini derinden yaşayan Batmanlı çalışan kadınlar, hayatın tüm zorluklarına rağmen kendi ayakları üzerinde durmanın sevincini yaşarken, bir yandan da ekonomik krizle boğuşuyor. Batmanlı çalışan kadınlar, hayat mücadelesinde karşılaştıkları zorlukları ajansımıza anlattı.

“Bölgenin tek kostüm dikicisi biziz”

Eşiyle beraber Kostüm Atölyesi açan ve bu atölyenin dikim bölümünde terzilik yapan Ayşe Aker, daha önce terziliği hobi olarak yaptığını dile getirerek, “Eşimle beraber özel günlere dair kostüm dikimi yapıyoruz. Eşim pazarlama işine bakıyor ben ise dikim bölümünde terzilik yapıyorum. Yaklaşık 12 senedir bu işi yapıyorum. Öncelikle bu işi hobi olarak yapıyordum daha sonra kendimi geliştirerek, Batman’da atölyemi kurdum. Şuan da Batman’ın ve güneydoğunun tek kostüm dikicisi biziz. Kendimi sürekli yenileyerek, Batman’a ve çevre illere hizmet etmeye çalışıyorum. Özel günlere dair kostümler, Kürt yöresel kıyafetleri dikiyorum. Özellikle son iki yılda Kürt yöresel kıyafetlerine çok talep oluyor. Düğünlerde damat ve arkadaşları şal u şapık dediğimiz kürdi kıyafetleri talep ediyor” ifadelerinde bulundu.

“Kendi ayakları üstünde duran güçlü bir kadınım”

Üç çocuk annesi Ayşe Aker, çocuklarıyla büyüdüğünü söyledi. Bir ayağının atölyede bir ayağının da evde veya okulda olduğunu kaydeden Ayşe Aker, “Çoğu zaman iş yerinden geç çıkıyorum. Eve gittikten sonra bu sefer ev işlerine bakmak zorunda kalıyorum. Bazen yetişemediğim zamanlar oluyor ama işimi sevdiğim için bu bana çok da zor gelmiyor. Ben hem bir anneyim, hem de kendi ayakları üstünde duran güçlü bir kadınım” dedi.

“Üretimde sıkıntı yaşıyoruz”

Pandemi sonrası çok zorlandıklarını söyleyen Ayşe Aker, pandemiden sonra da hayat pahalılığının işlerini sekteye vurduğunu dile getirdi ve şöyle devam etti: “Şuan da ekonomik krizden dolayı sıkıntı yaşıyoruz. Hammadde çok zamlandı bu yüzden üretimde sıkıntı yaşıyoruz. Çevre esnaflarına baktığımda işlerinin çok sekteye uğradığını görüyorum çünkü kimsede alım gücü kalmadı.“

“Bir Karadenizli olarak Kürt yöresel kıyafetler dikiyorum”

Yine aynı kostüm atölyesinde terzilik yapan 40 yaşındaki Bahar Güven, yaklaşık 20 yıldır tekstil sektöründe terzilik yaptığını ve üç yıldır da bu atölyede çalıştığını belirterek, “Çalışarak kendimi daha iyi hissettiğimi söyleyebilirim. Çalışarak motive oluyorum. Bütün stresimi, sevincimi kumaşa dökebiliyorum” diye belirtti. Bir Karadenizli olarak Kürt yöresel kıyafetlerini diktiğini ve insanları din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın bir arada yaşayabileceğini kaydeden Bahar Güven, bu kıyafetleri dikmekten de mutluluk duyduğunu söyledi.

“İşlerimiz sekteye vurdu”

Batman çarşısında kuzeniyle dayanışarak, kişiye özel tasarım atölyesi açtığını söyleyen 34 yaşındaki Seher Mehmetoğulları, şal, aksesuar, bone, duvak gibi isteğe göre özel dikim yaptıklarını ifade etti.

Yaşanan ekonomik krizden ötürü borçlarını ödeyemediklerini dile getiren Seher Mehmetoğulları, “Müşteri olmadığı için akşama kadar boş oturuyoruz. Özellikle son bir sene içinde işlerimiz çok sekteye vurdu. Pandemide de kötü etkilendik ama bizi en çok ekonomik kriz etkiledi. Krizden dolayı hammadde alamıyorum. Dolar yükselince bundan bizde kötü etkileniyoruz. Sadece karın tokluğuna çalışıyorum. Şuan tek geçim kaynağım bu atölye olsaydı, ev geçindiremezdim ve burayı kapatırdım. Evin kirası, atölyenin kirası, dükkan masrafları çoğu zaman masrafları çıkaramıyoruz. Bayram yaklaşmasına rağmen insanlar hiç alışveriş yapamıyor” sözleri ile yaşanan krizin boyutlarını gözler önüne serdi.

“Artık elbise ve aksesuar almak lükse girdi”

Kuzeniyle beraber aynı atölyede çalışan Meral Mehmetoğulları, iki kadın kuzen olarak dayanışarak, birçok zorluğun üstesinden geldiklerini ve atölyenin kiralamasından tadilatına kadar bütün işlerini beraber üstlendiklerini dile getirerek sözlerine şöyle devam etti: “İşimizi severek yapıyoruz. Güzel bir mücadele veriyoruz. Bu mücadele bize zevkli geliyor çünkü kadın olarak varlığımızı göstermeye çalışıyoruz. Çevreden çok olumsuz eleştiri aldık bu kadınlar başarılı olamaz diye ama dayanışarak büyük bir mücadele örneği sergiledik. Kadın olarak inatçı ve hırslıyız. Yolumuza baktık, insanların eleştirisine kulak tıkadık. Pandemi krizi bitmeden bu sefer ekonomik krizle mücadele ediyoruz. Bayram öncesi olmasına rağmen herkes kendinden kısmaya başladı. Herkes midesinin derdinde diyebilirim. Artık elbise, aksesuar almak lükse girdi.”

“Okuldan arda kalan zamanda mağazada çalışıyorum”

Bir mağazada reyon görevlisi olarak çalışan 19 yaşındaki Beyza Rüzgar, kimya bölümünü okuduğunu ve geçim sıkıntısı yaşadığı için okuldan arda kalan zamanında mağazada çalıştığını dile getirdi. Beyza Rüzgar, “Şuan okul tatile girdiği için sabah 9’dan akşam 7-8 kadar çalışıyorum. Asgari ücret bile alamıyorum. Artık geçinmek çok zor bir hal aldı. Babam tek çalışınca evi geçindiremiyoruz mecburen ona destek olmak zorunda kalıyorum” dedi.

“Kriz en çok da bizim sektöre yansıdı”

İsmini vermek istemeyen bir mağaza sahibi de, 11 senedir iş yeri işlettiğini hem anne hem de çalışan bir kadın olarak zaman zaman bir takım sıkıntılar yaşadığını belirtti ve şöyle devam etti: “Kadın olarak bazen anneyim, bazen babayım ve bazen de ayakları üstünde duran bir kadınım. Bütün zorluklara rağmen işimi layığıyla yapmaya çalışıyorum. Bu sene krizden çok etkilendik. 5-6 sene önceki alım gücümüz ve şuan ki alım gücümüz kıyaslanamaz bile. Kâr marjlarımız çok düştü. Çocukların masrafları olsun evi geçindirme olsun birçok yönden sıkıntı yaşıyoruz. Ekonomik kriz en çok da bizim sektöre yansıdı. Bu şartlarda ayakta durmak epey zor oluyor.”

“Devletten herhangi bir destek almadım”

Yaklaşık 20 senedir ticaret sektöründe çalıştığını ve son 5 sene ise giyim sektörüne yöneldiğini söyleyen 41 yaşındaki Nilüfer Mikyas ise, “3 çocuğumu tek başıma büyütüyorum. Kendi mağazamda gelinlik, abiye, gece kıyafeti kiralanmasını yapıyorum. Özellikle pandemiden sonra büyük sıkıntı yaşadık ve devletten herhangi bir destek almadık. Mağazam 3-4 ay kapalı olmasına rağmen kira vermek zorunda kaldım. Şuan ise fiyatlar üçe dörde katlanmış durumda. İnsanların alım gücü düştüğü için şuanda bizde zararına çalışıyoruz. Düğün sezonu ve bayram öncesi olmasına rağmen alışveriş yapan yok. İki çocuğum da evlilik çağında ve evlenmek istiyorlar ama ekonomik gücümüz olmadığı için onları evlendiremiyorum. Normalde mağazamda 3-4 çalışan kadın almam gerekirken şuanda mağazama çalışan kadın alamıyorum. Çünkü maaşlarını ödeyemiyorum” şeklinde serzenişte bulundu.

“Çocuklarımın hem annesi hem de babasıyım”

Bir çalışan kadın olarak ayrıca çocukları için büyük bir mücadele verdiğini sözlerine ekleyen Nilüfer Mikyas, duygularını şöyle ifade etti: “Çocuklarıma hem annelik hem de babalık yapıyorum. Bu iki görevi tek başıma üstleniyorum. Gün içinde çalışıyorum ve akşam eve gittiğimde bambaşka bir tempo bekliyor beni. Bu coğrafyada kadın olarak var olma mücadelesi veriyorum. Buda kolay olmuyor.”

GÜLNUŞ ERGÜL

%d blogcu bunu beğendi: