alanya escort manavgat escort fethiye escort kemer escort didim escort çanakkale escort Aydın escort muğla escort tekirdağ escort manisa escort balıkesir escort trabzon escort elazığ escort ordu escort kütahya escort ısparta escort rize escort maraş escort yalova escort giresun escort yozgat escort tokat escort şanlıurfa escort sivas escort batman escort erzurum escort sinop escort kırşehir escort karaman escort kırıkkale escort bolu escort amasya escort niğde escort uşak escort edirne escort çorum escort osmaniye escort zonguldak escort van escort erzincan escort Hatay escort Aydın escort İzmir escort Ankara escort Antalya escort Bursa escort İstanbul escort Kocaeli escort Konya escort Mardin escort Mersin escort Samsun escort Sinop escort Tekirdağ escort Rize escort Amasya escort Balıkesir escort Çanakkale escort Bolu escort Erzincan escort Şırnak escort Adana escort Van escort Yozgat escort Zonguldak escort Afyon escort Adıyaman escort Bilecik escort Aksaray escort Ağrı escort Bitlis escort Siirt escort Denizli escort Burdur escort Diyarbakır escort Edirne escort Düzce escort Erzurum escort Kırklareli escort Gaziantep escort Giresun escort Kilis escort Kars escort Karabük escort Kırıkkale escort Kayseri escort Kırşehir escort Malatya escort Maraş escort Manisa escort Muş escort Muğla escort Kastamonu escort Ordu escort Nevşehir escort Sakarya escort Osmaniye escort Şanlıurfa escort Sivas escort Trabzon escort Tokat escort Ardahan escort Bartın escort Karaman escort Batman escort Bayburt escort Bingöl escort Elazığ escort Gümüşhane escort Hakkari escort Eskişehir escort Isparta escort Yalova escort Uşak escort Iğdır escort
Mahir Bekleviş Köşe yazısı

İçinden geçtiğimiz dönemde, insanın ve tekniğinin yarattığı Ekolojik sıkıntılar, halklar ve insanlar arası sorunsallıklar, cins eşitsizliğine ve yoğun kadın kırımına hiçbir çare bulamayan Devlet’linin siyam ikizleri iktidar ve muhalefet… Bu konularda bir bilgi ve çabaları var mı? Yoksa deyim yerindeyse mahşerin atlısına binip konforlu ve bol iktidarlı bir yaşam peşindeler mi?

Bu çerçeveden bakarsak, Türkiye de kördüğüm olmuş sorunlara hiçbir siyasi partinin çözüm bulamamasının, dönemsel dünya siyasetinin çıkmazıyla beraber, en temel gerçekliği ve sebebi, ‘’kutsala hizmet eden değil kutsanan devlet’’ yapısı ve tüm dinamikleri yöneten, paylaşmayan devlet gerçekliğidir…

Türkiye gibi politik yapılanmalar da, hüküm- etme iktidar olarak seçilen olmuyor… Devleti yöneten iktidar değil, iktidarı yöneten bir devlet gerçekliği, kurulumundan beri hep vardır… Hükümete ve muhalefete, hüküm eden hep devlet oluyor…

Mevcut seçimlerle gerçekleşen sıralama ve koltuk kapma, halkın yönetimini oluşturmaktan çok, devletin kimleri tercih edeceği ve kimi iktidar, kimi muhalif olarak konumlandıracağı, yani devletin kendi yönetimini seçmesi olarak yaşanıyor…

Devlet bahis olunca, şu açılım önemli…

Toplumsal zeminde devleti kuran ve devleti yöneten ilkeler-kurallar gerçekliği aynı sırada belli şahsiyetler de temsilini bulur… Bu şahıslar genel itibari ile ülkenin sermaye gücünün akışını yönlendiren, ülke güvenliğinin insan kaynakları ve teknik donanımına yön veren olarak, belli kişilerde somutlaşır…

Bu somutluğun aynı sırada dünya devlet sistemi içinde de bir konumlanışı ve bu sistematiğin daha büyük olmak kaydıyla, aynı düzenekleri Global olarak vardır… Kendini bir bütün bu düzeneklere kabul ettiren ve bu düzeneklerin sürdürülme garantisini verenler, genel itibari ile halka da çok inceltilmiş ve profesyonel algı yöntemleriyle kabul ettirilerek, iktidarlara gelirler… İktidarı sağlam tutmak ve toplumsal karşı çıkışları ve örgütlenmeyi boğmak için, yanına birde muhalefet oluşur…

Son süreçte, sistemin temel hegemonyası ABD gerçekliğinde de açığa çıktığı gibi, sorun Cumhuriyetçilerle-Demokratlar arasında yani iktidarla muhalefet arasında olmaktan çok devleti yöneten temel aklın kendisindedir… Bu akıl sürdürülememe çanları çalmakta, kendi içinde boğuşmakta ve toplumsal rıza zayıflamaktadır… Peker’le, ekonomik-sosyal-siyasal-anayasal durumla açığa çıkan, Türkiye için de aynı gerçekliktir…

Bu ‘’devletli aklı’’ biraz açarsak, aklın kendisi bir gelenektir, akış halindedir, tarihten gelir, içeriği de sert kural ve kaidelere bağlıdır, bu mana da sabittir ve donuktur, ulus-devlet siyasal ağıyla hayatın her alanın da örgütlüdür, her anlamda insanını yetiştirme düzenekleri vardır ve kendi insanını yaratır, insanında da temsil bulur… Bu noktada insanlar kul- fani ama gelenek yani bütünsel olarak bu akıl ölümsüz-tanrı olarak ifade edile bilinir…

Bu geniş çerçevede Türkiye’ye ve siyaset tartışmasına gelirsek…

Devlet bileşkeleri ‘’ana akılla’’ mevcut Türkiye devleti arasında çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır… Türkiye devlet yapılanması içine girdiği her türlü değişim dönüşüme rağmen ne dünya devletlerini ve bileşkesini yani ana aklını, ne de kendinin ve halkının, asgari yaşam sürdürülebilirliğini sağlamakta zorlanmaktadır…

Kürt karşıtlığı veya siyasal olarak HDP karşıtlığı tamda bu alan da açığa çıkmaktadır…

HDP ülkede yaşanan tüm sorunların ana kaynağı olarak görünmekte ve servis edilmektedir… HDP’nin yapılandırmış olduğu temel siyasal form önermesiyle, yerel devlet ve ‘’ana akılın’’ tüm yönelimlerine rağmen, elinde toplumsal bir çözüm modeli bulunan ve sürekli bunu geliştiren tek organizasyondur…

Bu çözüm modeli insan, toplumlar ve Ekoloji için yaşam sürekliliği olduğu kadar, sermaye-devlet bileşkesi yani ana aklın sürdürülebilirliği açısından çok büyük bir handikapı oluşturmaktadır… Çünkü tüm temel sorunların zeminin de aslında geleneksel akan bu devlet ve sermaye aklı olduğunu ve asgari koşullarda frenlenmez, işleyişi olarak evrimini (revizyon) yaratmazsa, hiç kimsenin yaşam oluşturabileceği ve yaşayacağı bir gezegen kalmayacağını ifade edip, toplumsal politikasını ve örgütlülüğünü de yürütmektedir…

Ana akıl ve ülkemiz devleti için, ‘’HDP’nin Türkiye’lileşme’’ projesi aslında Kürtleri de içine alan ve işleyişine devam edecek bir yapılanma yaratma derdiydi… Bu mana da o dönem için açığa çıkan HDP performansı ile esasın da, Türkiye devleti ve işleyişinin çokta Türkiyeli olmadığı açığa çıkınca, devletli akıl tedirgin oldu ve süreç yaşadığımız, günde bilinen noktalara doğru geldi…

Burada devlet ve HDP-Kürt için temel sorun ‘’ne senle olur, ne sensiz olur’’ gibi bir tıkanmayla baş başa kalma halidir…

Son süreçler de tartışılan yeni çözüm süreci ve-veya barış süreçleri tamda bu tıkanmaya denk gelmektedir… Devlet idaresi hala ısrarla yürüdüğü iktidarla, çok bilinçli olarak bu tartışmaları sızdırmakta ve toplumsal bir nabız almaktadır… İktidarın Diyarbakır ziyareti de bu anlamda ele alınınca (Erzurum, Sivas kongrelerinden bugüne her sıkışma evresinde Türkiye iktidarlarının soluk alma merkezi Kürtlerdir) yeni çözüm modellerinin tartışıldığı ama daha bir sonuç oluşmadığı oldukça net görünmektedir…

Siyam ikizinin diğeri, iktidarın muhalefetine gelince, hala kendisini gerek yerel gerek dünya ölçüsün de, devlet aklına kabul ettirememekte ve bu mana da çaresizce savrulmaktadır… Toplumsal alanda iktidar olmaya çok yakın olmasına rağmen, toplumu tatmin edecek projeleri artık tüm toplum bile tartışırken, kendilerinin örgütlememesi, bir politikaya çevirip proje olarak sunmamasının temel nedeni, yerel devlet ve genel aklı olan bütünsel yapıya güven vermemesinden ve daha onay alamayışındandır… HDP çıkmazı yine bu noktada devreye girmektedir, muhalefeti kör düğüm eder… Kadın gelişimini, kadın örgütlenmesi ve dünya kadınlarıyla yaratılan zeminini daraltmak için, alan da değerlendirdiği muhalif kadın öncünün kafa karmaşası da, bu kördüğümde gizlidir…

Sorun veya çözüm, iktidarla muhalefet arasın da değil, sorun veya çözüm devletle Kürt arasındadır… Çelişki iktidar veya muhalefet alanın da değil, her ikisi de devletin emri altında çalışmak için sadece birbirlerini paralamaktadır… Çelişki Kürt ile devlet arasındadır…

Bu anlam da mevcut durumun dayattığı iki temel, ana formül açığa çıkar…

Birincisi; asgari olarak Kürde de nefes alabileceği alan yaratacak, Türkiye toplumsal ortaklaşmasıdır ki, Kürt buna ne kadar razı olur ve bu alanı bulunca ne kadar bu alanı kendine ait kılar (2015 örneği) kestirilememektedir…

İkincisi ise; mevcut işleyişle gidebileceği yere kadar gitme gayretidir ki, Kürtler izole edilmelerine, sürekli risk, baskı altında olmalarına ve zorlanmalarına rağmen gücünü koruyabilmektedir, bu noktada sorun hem devlet yapısının hem de diplomatik olarak tüm bağların çürüme, sürdürülememe emareleridir…

Son süreçte yaşanan, dünya gerçekliğine yön veren siyasal yapılanma yani devletli ‘’ana akıl’’, insanlığın hayal ve inanç yapısını istenilen oran da tahrip edip, dağıtıp, yaşamı yönetilmeye hazır hale getirmiştir… Tüm dünya insanlığı adeta hakikatin duygu düşüncesinden boşalmış, başı kesilmiş tavuk misali sağa sola savrulmakta ve bir kurtarıcı beklemeye hazır hale gelmiştir… Hesaplanamayan şey Kürt’te dile gelen Neolitik Devrim ve Eski Ahit’in deyimiyle cennet coğrafyasının (merkezi olarak Kürt coğrafyası) insan da ifade ve eyleme bürünen direnme gücüdür…

Bu anlamda da birbirimizi kandırmayalım, NATO toplantısından çıkan sonuç (ki esas konu ve sonuç zaten paylaşılmaz), Çin-Rusya arasında ki çelişki ve bu çelişkide ABD’nin alt etme kavgası değil, temel çelişki dünya iktidarı olan ABD ve muhalefetine soyunan Çin-Rusya arasında hiç değildir… Nitekim bir gün sonra Putin ve Biden oldukça samimi ve içten pozlar verdiler… Çelişki Türkiye gerçekliğin de olduğu gibi burada da aynı durumdadır ki, Türkiye ile ABD, NATO içinde bile baş başa gizli toplantı almaktadır…

Devlet’linin siyam ikizleri ‘’iktidar ve muhalefet’’ burada da öncülük ve sistemin yürütücüsü olma kapışmasındadır… Burada da çelişki devletli ana akılla, felsefik ve ideolojik olarak yükselen ve halklarla bütünleşen, hızla genişliğine ve derinliğine yayılan, Kürdün direnme ve yaratma gücü arasındadır…

Çelişki Türkiye merkezinde olduğu gibi dünyada da aynı durumdadır… İktidar-muhalefet burada da öncülük ve sistemin kaymağını yeme kapışmasındadır…

Yerel ve Global mevcut çelişkinin sonuçları ne olur sorusuna gelirsek?

Çelişki kutuplarının her ikisinin de yakın zaman da kazanma gücü çok görünmemektedir… Yönetme gücünü elinde bulunduran mevcut devletli akıl için, politikasın da ısrar, dünyayı içinden çıkılmaz bir sürece, taviz ise, Kürt bilim- felsefe ve örgütlenme ağını güçlendiren bir yapıya dönüşeceği için tıkanma daha sürecek gibi görünmektedir…

Bu tıkanmanın merkezi konumun da olan Türkiye siyasal gerçekliğinde ise sorun ve çözüm, seçim, ön seçim, kişilerin veya sistemlerin değişiminden çok, temel ikilem şu noktadadır…

Kurucu meclis modeli gibi bir potansiyel oluşup Türkiye’nin tamamının katılımı ile gerçekleşebilecek demokratik bir dönüşüm ve eşitlikli bir anayasa mı? Yoksa mevcut sorunlar yumağını daha da içinden çıkılmaz hale getirecek, toplum ve iktidar arasında ki kördüğümü çözülemeyecek ve her ikisini de çok tahrip edecek bir gerçekliğe doğru mu sürükleneceğidir…  

Her ikisinde de Kürtler temel kilit ve anahtar pozisyonundadır, mevcut bilme ve direniş güçleri, bu gücün akışı, tecrübe ve kültürleşmesi düşünülünce, oldukça sağlam ve pozisyonlarını korumakta kalacak gibidirler…

Siyam ikizlerine ‘’iktidar ve muhalefet’’ ne yapacak ne olacak diye bakıp moralden düşmeye gerek yoktur, an enseyi karartma anı değil, geleceği ‘’ahlaki ve politik’’ yaratma anıdır…

Tekirdağ mutlu son Adana mutlu son Mersin mutlu son Bursa mutlu son Muğla mutlu son Balıkesir mutlu son Kocaeli mutlu son İstanbul mutlu son Ankara mutlu son Antalya mutlu son İzmir mutlu son Denizli mutlu son Çanakkale mutlu son Sakarya mutlu son Manisa mutlu son Malatya mutlu son Yalova mutlu son Sivas mutlu son Tokat mutlu son Kayseri mutlu son Trabzon mutlu son Aydın mutlu son Elazığ mutlu son Afyon mutlu son Kütahya mutlu son Ordu mutlu son Eskişehir mutlu son Gaziantep mutlu son istanbul mutlu son ankara mutlu son izmir mutlu son bursa mutlu son antalya mutlu son adana mutlu son konya mutlu son şanlıurfa mutlu son gaziantep mutlu son kocaeli mutlu son mersin mutlu son diyarbakır mutlu son hatay mutlu son manisa mutlu son kayseri mutlu son samsun mutlu son balıkesir mutlu son maraş mutlu son van mutlu son aydın mutlu son tekirdağ mutlu son sakarya mutlu son denizli mutlu son muğla mutlu son bağcılar mutlu son bahçelievler mutlu son esenler mutlu son esenyurt mutlu son kadıköy mutlu son kağıthane mutlu son kartal mutlu son küçükçekmece mutlu son maltepe mutlu son pendik mutlu son sultangazi mutlu son ümraniye mutlu son üsküdar mutlu son aliağa mutlu son alsancak mutlu son bayraklı mutlu son bornova mutlu son buca mutlu son çeşme mutlu son çiğli mutlu son gaziemir mutlu son karşıyaka mutlu son konak mutlu son menemen mutlu son ödemiş mutlu son torbalı mutlu son çankaya mutlu son keçiören mutlu son mamak mutlu son polatlı mutlu son sincan mutlu son alanya mutlu son belek mutlu son kaş mutlu son kemer mutlu son korkuteli mutlu son lara mutlu son manavgat mutlu son serik mutlu son side mutlu son didim mutlu son efeler mutlu son kuşadası mutlu son nazilli mutlu son altıeylül mutlu son bandırma mutlu son edremit mutlu son karesi mutlu son susurluk mutlu son gemlik mutlu son gürsu mutlu son inegöl mutlu son mudanya mutlu son nilüfer mutlu son osmangazi mutlu son yıldırım mutlu son biga mutlu son çan mutlu son gelibolu mutlu son adıyaman mutlu son afyon mutlu son ağrı mutlu son aksaray mutlu son amasya mutlu son ardahan mutlu son artvin mutlu son bartın mutlu son batman mutlu son bayburt mutlu son bilecik mutlu son bingöl mutlu son bitlis mutlu son bolu mutlu son burdur mutlu son çanakkale mutlu son çankırı mutlu son çorum mutlu son düzce mutlu son edirne mutlu son elazığ mutlu son erzincan mutlu son erzurum mutlu son eskişehir mutlu son giresun mutlu son gümüşhane mutlu son ığdır mutlu son ısparta mutlu son karabük mutlu son karaman mutlu son kastamonu mutlu son kilis mutlu son kırıkkale mutlu son kırklareli mutlu son kırşehir mutlu son uşak mutlu son kütahya mutlu son malatya mutlu son mardin mutlu son nevşehir mutlu son niğde mutlu son ordu mutlu son trabzon mutlu son osmaniye mutlu son rize mutlu son siirt mutlu son sinop mutlu son sivas mutlu son tokat mutlu son karahayıt mutlu son pamukkale mutlu son nizip mutlu son şahinbey mutlu son şehitkamil mutlu son antakya mutlu son defne mutlu son iskenderun mutlu son darıca mutlu son gebze mutlu son gölcük mutlu son izmit mutlu son körfez mutlu son akşehir mutlu son beyşehir mutlu son ereğli mutlu son karatay mutlu son meram mutlu son selçuklu mutlu son akhisar mutlu son alaşehir mutlu son soma mutlu son turgutlu mutlu son akdeniz mutlu son anamur mutlu son erdemli mutlu son mezitli mutlu son silifke mutlu son tarsus mutlu son toroslar mutlu son yenişehir mutlu son bodrum mutlu son dalaman mutlu son fethiye mutlu son köyceğiz mutlu son marmaris mutlu son menteşe mutlu son milas mutlu son adapazarı mutlu son serdivan mutlu son atakum mutlu son çarşamba mutlu son ilkadım mutlu son eyyübiye mutlu son siverek mutlu son viranşehir mutlu son çerkezköy mutlu son çorlu mutlu son erbaa mutlu son