İmamoğlu, Erdoğan’ın Gezi eylemcilerine yönelik ‘sürtük’ ifadesine göndermede bulunarak, ‘O hakaretleri yapan dil, devlet dili olamaz’ dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gezi eylemcilerine ‘sürtük’ ifadesine göndermede bulundu. “Televizyonu izlerken, uzun süre ‘biplemek’ zorunda da kalıyoruz yapılan hakaretlerden dolayı” diyen İmamoğlu, “O hakaretleri yapan dil, devlet dili olamaz” ifadelerini kullandı.

İBB’nin Yenikapı’daki Dr. Mimar Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde düzenlediği “İstanbul İstihdam Fuar ve Zirvesi” başladı. 3-4 Haziran tarihlerinde yapılacak ve gençlerle 130’dan fazla firmayı bir araya getirecek zirvenin açılış konuşmasını İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu yaptı.

“Kız yurtlarımızda bulunan öğrenci arkadaşlarım, bu fuara gönüllü destek oluyorlar” diyen İmamoğlu, “600 öğrenci kapasitesini geçtik yurtlarımızda. Eylül ayında tam 2000 öğrencimizi alacağız. Sonra 5000 öğrenciye çıkaracağız hızlıca bu sayıyı” bilgilerini paylaştı.

‘İSTANBUL İSTATİSTİK OFİSİ’Nİ ÇALIŞTIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ’

Düzenledikleri zirve ile var olan insan kaynağı ile işverenleri buluşturmayı hedeflediklerini belirten İmamoğlu, “Tam da burada ülkemizin belki de en önemli gündem maddelerinden ve en ciddi sorunlarından biri olan işsizlik, istihdam sorunundan bahsetmek lazım; ne yazık ki toplumu en çok rahatsız eden, umutsuzlaştıran, sadece o sorunu yaşayan gençleri değil, o sorunu yaşayan gençler kadar annelerini, babalarını ve hatta dedelerine, anneannelerine, babaannelerine varıncaya kadar. Bu sorunu çözmeliyiz. Bugün işsizlik oranlarına baktığımızda, gerçekten ürkütücü ve korkutucu durumda. Genç işsizliğiyse daha da vahim. Genç işsizlik oranlarında, özellikle üniversite mezunlarında, artık yüzde 30’ların üzerinde bir işsizliği konuşuyoruz. Yazılan bir tebliğle, ‘TÜİK dışında hiç kimse veri açıklayamaz’ deseler de kendi politikalarımıza katkı sunması bakımından, etkin bir kurumumuz olan İstanbul İstatistik Ofisi’ni çalıştırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

‘TORPİL, LİYAKAT, ADAMCILIK, KAYIRMACILIK…’

İstanbul’da, 400-500 bin arasında eğitim alamamış ve meslek edindirilememiş genç nüfusu bulunduğunu aktaran İmamoğlu, “Bir başka konu; işe alımlardaki yaşananlar. Torpil, liyakat, adamcılık, kayırmacılık… Bütün bunlar, ülkeye duyulan güveni sarsan duygular. Bunu yok etmemiz lazım. Ve gerçekten büyük bir vebal. Ben, bu vebali asla taşımayan bir yönetici olacağım. Nerede olursam olayım, bu vebali asla taşımayacağım. Kim ne hak ediyorsa, yolculuğuna o yürüsün, kazansın ve basamakları tırmansın istiyorum. O zaman bu ülkede kesinlikle ve kesinlikle başarı da kaçınılmaz olur” dedi.

‘BU SIKIŞMIŞLIĞI AŞACAĞIZ’

“Tüm bunların yanında başka sorunlarla da karşılaşıyor gençler” diyen İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Yaşam biçimlerine, eğlencelerine, festivallerine hatta konserlerine kadar müdahale edilir oldu artık. Gençlerin istediği sanatçıları, birileri ‘istemezük’ diyor ve reddedebiliyor. Ama bu sıkışmışlığı aşacağız. Şunu söyleyeyim: Türkiye’nin hangi beldesinde olursa olsun, sıkışmışlığını aşacak, kendini özgür hissedeceği örnekleri görecekleri yüzlerce belediyeleri hala var. Bunların başında da İstanbul Büyükşehir Belediyesi var. Özgürlük alanınız burada mevcut. Bunu hiçbir zaman unutmayın. Ve bütün gençlere söz veriyoruz. Kesinlikle geleceğe ümitle bakınız, az kaldı. Sizin gücünüzün farkında olan yönetimle, bu ülkenin değeri olduğunuzun farkında olan ve sizlere bir zemin hazırlandığında onu çok daha ileriye taşıyacağınızın da farkında olan bir yönetimle buluşacaksınız. Bundan hiç kuşku duymayın” ifadelerini kullandı.

‘TELEVİZYONU İZLERKEN, UZUN SÜRE ‘BİPLEMEK’ ZORUNDA DA KALIYORUZ’

18 yaş üstü kadar, bu yaşın altındaki çocukların da süreçte etkili olacağına dikkat çeken İmamoğlu, İstanbul sokaklarında dolaşırken yaşadığı anılardan örnekler verdi. “Çocuklar, ne yazık ki siyaseti takip ediyor” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:

“Keşke gerçek gündemleri; işsizliği, şunu, bunu, eğitimi, onların zevklerini, kültürü, sanatı konuşabilsek yoğunlukla. Ama bu konuşuluyor, bunları istiyorlar. Televizyonu izlerken, uzun süre ‘biplemek’ zorunda da kalıyoruz yapılan hakaretlerden dolayı. O hakaretleri yapan dil, devlet dili olamaz. Dolayısıyla bütün toplumun Belediye Başkanıyız. Dün, bana Galatasaray Üniversitesi’nde gençler sordular: ‘Ya işte şöyle bir hata yaptınız…’ Malum işte birkaç cümle hatamız oluyor. Allah korusun. Ama beni insanım, hata yapabilirim. Ama ‘İnsanım’ demekle yetmez. İnsan olmanın başka bir boyutu daha var: Hata yapabilirsin, ama erdemli bir insan olarak özür dilemelisin, özür dilemelisin. Çıkıp özür dilemelisin. Ben de dilerim yani. Bir daha yapayım, bir daha dilerim. Aynı hatayı yapmamak da ayrı bir erdemdir. Aynı hataları devam ettirmemek de ayrı bir erdemdir. O bakımdan biz, bütün bu bakış açısıyla, gençlerimizi, çocukların dahi ilgileneceği bu süreçte etkin bireyler olmaya sizleri davet ediyoruz.”

%d blogcu bunu beğendi: