MARAŞ – Alevi mahallesi Terolar’da yaşayan yurttaşlar, mahalledeki mülteci kampından kaynaklı hem mağdur hem tedirgin. Kamptaki mülteciler ise, yaşadıkları mağduriyetten şikayetçi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), 2016 yılında Maraş’ın Dulkadiroğlu ilçesine bağlı olan Alevi mahallesi Terolar’da 27 bin kişilik Geçici Barınma Merkezi kurdu. Söz konusu kamp, mahallenin hayvancılık için kullandığı 22 dönümlük mera üzerine kuruldu. Mahalle sakinleri, hem kampa hem de hayvancılık için kullandıkları meralara el konulmasına karşı harekete geçti ve o dönem günlerce eylem yaptı. Eylemlerinde demografinin değiştirilmek istendiğine dikkati çeken mahallelinin talepleri karşılanmadı ve kamp kalıcılaştırıldı. Kampın kalıcılaştırılması sonrası mahallelilerden bazıları Avrupa’ya göç etti. Kampın kurulması sonrası kimi sorunlar da baş gösterdi. Kamp için yapılan kanalizasyondan yükselen kötü kokular nedeniyle mahalle sakinleri evlerinden dışarıya çıkamaz hale geldi. 

Mahallelinin yaşadığı kaygıların yanı sıra kampta tutulan mültecilerin yaşam koşullarının da gittikçe kötüye gittiği öğrenildi. İstanbul, İzmir, Adana ve Ankara gibi illerden sık sık “kimliği olmadığı” gerekçesiyle farklı mültecilerin getirildiği kampta, özellikle yemek ve sağlık noktasında ciddi sorunlar yaşanıyor. Bu duruma karşı çıkanlar ise, kamp güvenliğini sağlayan polis ve özel güvenlikçiler tarafından kötü muameleye maruz kalıyor.

‘KİMLİKSİZ’ MÜLTECİLER

4 yıldır kampta yaşayan Halepli M.İ.S. (29), mütlecilerin maruz kaldıklarını anlattı. M.İ.S., 16 Haziran’da kampa bine yakın mültecinin getirildiğine işaret ederek, “Birçok yerden otobüslerle Afgan ve Özbek getirdiler. Kimlikleri olmadığı için getirilenlerin elleri arkadan kelepçeliydi. Getirilenlerin aileleri de oralarda kalmış. Mesela İstanbul’da sokakta kimliği olmayan biri alınıp getirilmiş ama ailesi hala İstanbul’da. Aç getirmişlerdi. Burada herkese bir bardak çorba, bir parça ekmek verildi. Bir de geçici kimlik çıkarıldı. Birkaç kişi kamptan kaçmaya çalıştı ve polisler onlara müdahale etti. 10 kişi telleri atlayarak kaçtı ama sonra onlar da yakalandı. Hepsi bir gün sonra otobüslere konularak buradan götürüldü” dedi. M.İ.S., mültecilerin plakasız otobüslerle götürüldüğünü ve götürüldükleri yere dair herhangi bir bilgi alamadıklarını aktardı. 

PLAKASIZ OTOBÜSLER

Kampın kurulmasına karşı 2016 yılında yapılan eylemlere öncülük eden Döne Göksungur (60) ise, kampta yaşananlar ve mahallenin yaşadığı kaygılara dair konuştu. Göksungur, 16 Haziran’da yaşanan olaya işaret ederek, “Saat 21.00’de kampın olduğu yerden yoğun silah sesleri geldi. Kampın etrafına ışık veren bir şeyler fırlattılar. Kampta isyan olduğu ve bazı kötü muameleye maruz kalan mültecilerin kamptan kaçtığını sonraki gün öğrendik. İnsani yaklaşım görmemişler. 10 kişi kaçmış ancak yakalanmışlar. Biz olaydan bir gün önce kampın içine giren plakasız otobüslere şahit olduk” diye kaydetti. 

‘EMEKLERİ SÖMÜRÜLÜYOR’

Mültecilerin birkaç metrekareden oluşan konteynerlerde 10 kişi kaldıklarını ifade eden Göksungur, “Onlar da mağdur. Biz Maraş merkeze gitmek için kampın olduğu yere kadar yaklaşık bir kilometre yol yürüyoruz ve sonra araca biniyoruz. Her gittiğimde mülteciler ile konuşuyorum. Kişi başı ayda 100 TL sadece alıyorlar. 7 kişilik bir aile ayda sadece 700 TL alıyor. Bu insanlar dışarıda çalışıyor yoksa geçinmeleri mümkün değil. Dışarıda çalışırken de emekleri sömürülüyor. Hiçbir hakları yok. Bir tane mülteci kadın bana sanayide sigortasız çalışarak, 7 çocuğuna baktığını söyledi. Kadının sanayide çalışmasına rağmen aldığı maaş 2 bin 500 TL. Bu insanlar burada ucuz işgücü olarak görülüyor. Hem hakları sömürülüyor hem de emekleri” şeklinde konuştu. 

MAHALLELİ TEDİRGİN

Kampın kurulduğu süreçte buna karşı ilk çadır kuran kişi olduğuna dikkati çeken Göksungur, “Halkın sesimizi duyması için eylem başlattık. Köyümüzün içine yapılacak mülteci kampını istemiyorduk. Biz mültecilere karşı değildik. Ama devletin bilerek ve planlı olarak kampı Kürt, Alevi köylerinin ortasına yapması bizi tedirgin etti. Köyümüzün merasına, 3 muhtarın imza vermesiyle kamp yapıldı. Alevi yurttaşlar ikinci bir Maraş katliamının yaşanmasından tedirgin oldular. Bu kampta kimlerin kalacağını, yaşayacağını bilmiyoruz. Tedirginliğimiz bundan geliyor. Bu kampa DAİŞ çeteleri getirilebilir. Biz mültecilere karşı değiliz. Birçok akrabamız Avrupa’da mülteci olarak yaşıyor. İnsanlar kendi tercihleriyle mülteci olmuyor. Buraya getirilen insanlar da kendi rızaları ile gelmediler. Kirli bir savaşın kurbanılar. Ancak bilinçli olarak şu an iktidar onları kullanıyor. Biz mültecilere değil, iktidarın planlarına karşıyız” diye konuştu. 

‘HEM BİZ HEM MÜLTECİLER MAĞDUR’

Kampın kurulduğu meraları kullanamadıklarından kaynaklı hayvancılığın bitme noktasında geldiğini aktaran Göksungur, mahallenin açık bir cezaevine dönüştüğünü söyledi. Göksungur, “Geçici olan kamp kalıcılaştı. Bir tedirginlik içindeyiz. Yarın ne olacak bilemiyoruz. Hem biz hem mülteciler mağdur. Herkes kendi memleketinde özgürce yaşaması gerek. Bu insanlarda kendi ülkelerine dönmek isterler. Ancak burada bulunan mülteciler de iktidarın kendilerini Avrupa’ya karşı koz olarak kullandığının farkında. Kimi mülteciler, ‘Biz Suriye’ye gitmek istesek bile Erdoğan gitmemize izin vermez’ diyor. Mülteciler üzerinden menfaat çıkarı yapmayın. Savaşı durdurun, insanlar kendi memleketlerine dönsün. Savaşlar olmasın, barış ve özgürlük gelsin” ifadelerini kullandı.  

‘JANDARMA ZORU İLE YAPTILAR’

Kampa karşı duran mahalle sakinlerinden 75 yaşındaki Ayşe Yıldız da tedirgin olduklarını ifade etti. Yıldız, “Direndik ancak jandarma zoru ile yaptılar. Gerekli tepkiyi daha üst seviyeden gösterseydik burada yaptırmazdık. Birçok yer var yapılabilecek. Ancak Alevilerin yaşadığı coğrafyaya yapıldı” dedi.  (MA)

%d blogcu bunu beğendi: