Yemeksepeti’ni boykot etme kararının son çare olduğunu belirten Nakliyat-İş Örgütlenme Uzmanı Mehralli Yücedağ, işverenin baskısı ve sendikalaşmaya karşı engellemelerinin ancak mücadeleyle giderilebileceğini söyledi.

Online yemek ve market siparişi uygulaması olan Yemeksepeti, günde milyonlarca sipariş alarak salgın sürecinde büyüyen firmaların başında yer aldı. Firmanın binlerce siparişinin yükü ise işçilerin omuzlarına bırakıldı. Uzun saatler çalıştırılan işçiler, sipariş yetiştirme kaygısıyla trafikte birçok kez kazaya karşı karşıya kaldı. Salgın döneminde 200 civarında moto kurye firmaların zaman kısıtlaması yüzünden teslimatı yetiştirmek için hayatını kaybetti.

Bütün bu kötü çalışma koşullarına karşı işçiler sendikalı olmayı seçti. İşverenler ise Türkiye Devrimci Kara, Hava ve Demiryolu Taşımacılığı İşçileri Sendikası’na (Nakliyat-İş) üye olan işçilerin örgütlenmesini engellemeye çalışıyor. Bu kapsamda Yemeksepeti, moto kuryelerin bağlı olduğu taşımacılık iş kolunu değiştirerek, Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar İş Kolu yaptı.

Nakliyat-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Mehrali Yücedağ ile Yemeksepeti’nde yaşanan sendikalaşma sürecini ve boykot kararını konuştuk. Yemeksepeti işçilerinin sendika gündemine 2020 yılının ortalarında girdiğini söyleyen Yücedağ, “İş kolumuzda olduklarını biliyorduk. Şartlarını araştırdıkça orada bir örgütlenme olanağı ortaya çıktı” dedi.

MASRAFLAR İŞÇİLERDEN ALINIYOR

Yemeksepeti işçilerinin kötü çalışma koşullarında çalıştığını ifade eden Yücedağ, “İşçiler başta çalışmalarının karşılığını alamıyorlardı. Yaşadıkları kötü çalışma koşulları pandemi sürecinde daha da öne çıktı. İkincisi zor koşullarda çalışıyorlardı. Pandemi sürecinde daha fazla öne çıktılar. İşçiler hastalanıp işe gitmediklerinde, geç kaldıklarında ya da teslimatı geç yaptığında primleri kesiliyordu. Bu işçiler zaten maaş artı prim olarak çalışıyor. İşveren ‘hastalanmayacaksın, dört dörtlük olacaksın’ diyor. Her çalışan ayda bir kere işe gelememe noktasına geliyor. Arkadaşlar çok fazla kaza yapıyorlar ve bu masrafların kendilerinden kesildiğini söylediler” diye belirtti.

İŞÇİNİN BİNAYA GİRİŞİNE ENGEL

Moto kuryelerin tamamen hukuksuz bir ortamda çalıştıklarını belirten Yücedağ, işçilere en fazla ürün yetiştirme konusunda baskıya maruz kaldıklarını söyleyerek sorunu şöyle özetledi: “Sektörde ‘mesai olmaz’ sözü çok yaygın kullanılıyor. Sürekli bir müşteri memnuniyeti var, işçinin mutluluğu ise yok. Pandemi süresince moto kuryelere virüsmüş gibi davranıldı. Hem sipariş veriyorlar hem de binaya girmesini dahi istemiyorlar. İnsanlık dışı bir durumdan bahsediyoruz. Bu duruma birazcık kafasını kaldıranı ise ücretsiz izine gönderdiler.”

SENDİKALI İŞÇİ SAYISI ARTTI

Örgütlenmeye çalıştıkları iş yerinin çok dağınık olduğunu ve böyle bir yerde örgütlenmenin zor olduğunun altını çizen Yücedağ, ancak vakaların yoğun olduğu dönemlerde bile örgütlenme için bildiri dağıttıklarını ifade etti.

İşçilerin sendikayı çabuk kabullendiklerini ve üye sayısının hızla arttığını dile getiren Yücedağ, “2 bin 200 işçiye kadar çıktık. Bir gün baktık üyelikler oluyor ama bunların iş kolunda çalışmadığı görülüyordu. Bunu araştırdığımızda işverenin iş kolunu değiştirdiğini öğrendik. İşçi sayılarında düşüş başladı. İşçileri işten çıkardılar, başka bir işkolunda aynı isimli firmaya taşıdılar. Bunlardan işçilerin haberi yoktu. İşçiler tepki gösterdi. Bu duruma karşı eylemler yaptık ve işçiler sendikaya ve örgütlenmelerine sahip çıktılar” dedi.

BAKANLIĞA ÇAĞRI

İşyeri kodunun değiştirilmesinin anlamının sendikalaşmanın önüne geçmek olduğunu vurgulayan Yücedağ, “İşçiler bize, ‘DİSK’teki bizim iş kolumuza uygun bir sendikaya üye olalım’ diyorlardı. Ama bu çözüm değildi. Yarın iş kolunu yeniden değiştirebilirler. O zamanda mı sendika değiştirecektik. Buranın asıl iş kolu taşımacılık. Olması gereken asıl işkoluna dönmesi için mücadele vermek. Biz de bunu yapıyoruz. Yaptığımız başvuru sonucunda incelemelerde bulunan müfettiş, raporunda iş kolunun taşımacılık olduğunu teyit etti. Müfettiş işkolunun değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Rapor 6 aydır üst kurulun incelemesi için bakanlıkta bekliyor. Bizi dava açmaya çekmeye çalışıyorlar. Biz davayı açsak 2-3 yıl sürecek. Süreç uzamış olacak. Buradaki en hızlı çözüm bakanlığın rapor nezdinde karar vermesi” diye konuştu.

ESNAF KURYE OLMAYA ZORLUYOR

İşverenin sendikalaşmanın önüne geçmek için farklı yollar denediğini belirten Yücedağ, “İşveren işçileri, esnaf kurye olmaya zorluyor. İşçilere kendi adlarına şirket kurduracak. Bütün masrafları işçiye ait olacak. İşçi yine 3-4 bin lira ile çalışmaya devam edecek” diyerek, bunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını söyledi.

BOYKOT KARŞILIK BULDU

“Boykot son çözüm yoludur. Çünkü boykot orada çalışan işçileri de etkiler” diyen Yücedağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu noktaya gelmesinin sebebi aylarca süren çözümsüzlük. İşçiler üzerindeki baskılar sürüyor ve işçilerin hak kayıpları devam ediyor. Çözüm olmadığı sürece bizim tek yapacağımız şey boykottu. Tüketici Birliği Federasyonu’nun teklifiyle bu kararı aldık. Konfederasyonlar ve sendikalar da destekledi. Yaptığımız açıklama ile kamuoyunu boykota desteğe çağırdık. Bu ciddi bir karşılık buldu. Açıklama yapıldığı gün sanal medyada gündem oldu.”

İMAJ TAZELEMEYE ÇALIŞIYORLAR

Yemeksepeti’nin telefon uygulamalarındaki logoyu boykottan sonra değiştirmesine değinen Yücedağ, bunun imaj tazeleme çalışması olduğunu ancak mücadelelerini engelleyemeyeceğini belirtti. İşçilerin hak arama mücadelesinde uzun zamandır bir araya gelemediklerini fakat Yemeksepeti noktasında bunu kırdıklarını belirten Yücedağ, herkesi boykota destek olmaya çağırdı.(MA)

%d blogcu bunu beğendi: