TGC’den Basın Özgürlüğü Ödülü’nü tutuklu 16 Kürt gazeteciye verdi. İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Gappi, ödülün çok anlamlı olduğunu ve çok da doğru yere gittiğini belirtti.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) basın özgürlüğünün önemini vurgulamak amacıyla 1989 yılından bu yana verdiği Basın Özgürlüğü Ödülleri belli oldu. TGC, bu yıl “Kişi Dalında” ki ödül, Diyarbakır’da 8 Haziran’da gözaltına alındıktan 8 gün sonra tutuklanan 16 Kürt gazeteci şahsında mesleklerini yapmaları engellenen ve tüm tutuklu gazetecilere verildi.

TGC’nin yaptığı açıklamada, “Siyasette seçim söylemlerinin yaklaştığı bir dönemde yurttaşların haber alma hakkını engellemek, tek tip gazeteci, tek tip haber yaratma amacıyla tutuklanan 16 Kürt gazeteci; Abdurrahman Öncü, Aziz Oruç, Elif Üngür, İbrahim Koyuncu, Lezgin Akdeniz, Mazlum Doğan Güler, Mehmet Ali Ertaş, Mehmet Şahin, Neşe Toprak, Ömer Çelik, Ramazan Geciken, Remziye Temel, Safiye Alagaş, Serdar Altan, Suat Doğuhan ile Zeynel Abidin Bulut’un şahsında mesleklerini yapmaları engellenen tüm gazetecilerle, tutuklu gazetecilere” ifadeleri yer aldı. 

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Basın ilan Kurumu Genel Kurulu Üyesi Dilek Gappi, basın özgürlüğü ödüllerini ve son dönemde gazetecilere yönelik saldırıları ARTI TV’de yayınlanan Günün İçinden programında Fuat Ateş’e değerlendirdi.

‘ÇOK ANLAMLI, ÇOK DOĞRU’

“Ne yazık ki bayram tadında günler yaşamıyoruz hatta gittikçe artan bir baskıyla karşı karşıyayız” diyen Gappi, “Özellikle de eğer haber özgürlüğüne yönelik çabalarınız varsa baskı altındasınız. Öncelikle TGC’nin verdiği ödülün çok anlamlı olduğunu düşünüyorum ve çok da doğru yere gittiğini düşünüyorum. Çünkü 16 meslektaşımız cezaevinde. Şöyle bir açmaza doğru gidiyoruz. Doğru teknoloji değişiyor, evet çağ internet çağı ve dezenformasyon denilen gerçeklikler var. Ancak bu başka bir alan; basın ve ifade özgürlüğü başka bir alandır” açıklamasında bulundu.

İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Basın ilan Kurumu Genel Kurulu Üyesi Dilek Gappi

‘KİMİN GAZETECİ OLUP OLMADIĞINA YUKARDAN KARAR VERİLİYOR’

Basın ve ifade özgürlüğünün karar vericisinin siyasi partilerin olmaması gerektiğini vurgulayan Gappi, “İşte bu açmaz üzerinde artık tümüyle buluşmaya başladık. Kimin gazeteci olup olmadığına yukardan karar veriliyor. Hangi haberin haber olmadığına yukarılardan karar veriliyor. Hangi haberin doğruluk payı olup olmadığı tamamen göreceli olarak değerlendiriliyor. Eğer o kurumun işine geliyorsa o haber doğru diye nitelendiriliyor. Eğer işine gelmezse o haber doğru değildir diye nitelendiriliyor. Böyle karmakarışık süreç yaşıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

‘NEREDEYSE NEFESSİZ KALINAN BİR NOKTAYA GİDİYORUZ’

Gappi gazeteciliğin ve gazeteciliğin yaşadığı sürece ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Tabi biz bedel ödeyen bir sektörüz. Geçmişten bu yana böyle oldu. Toplum adına bildikleriniz varsa ve bunu söylemekten çekinmemişse hep bedel ödemiştir gazeteciler. Şuanda 16 meslektaşımız onların yanı sıra cezaevinde başka gazeteciler de var ama özellikle bu 16 meslektaşımız ile ilgili tam olarak doğru düzgün bir suç istinadı yokken gazeteci değil savlarıyla cezaevine konulmuştur. Tabii tüm bunlar kabul edilemez. Ama maalesef artık neredeyse nefessiz kalınan bir noktaya gittiğimizi üzülerek söylemek istiyorum.”

‘DÜZENLEYİCİ KURUMLAR DEMOKRASİNİN KILICI HALİNE GETİRİLİYOR’

“Geldiğimiz karmaşık süreçte bambaşka noktalara itilen bir yaklaşım daha var. O da düzenleyici kurumlar artık demokrasinin bir kılıcı, denetleyici kuruluş haline getiriliyor. Aslında bu burada görev yapanlar için de çok tehlikeli bir yaklaşım. Ancak görevlerini hakkıyla yapmak isteyenler olsa bile aldıkları talimatlar gereği düzenleyici yani sektörü alan düzenleme görevine haiz olanlar maalesef birer savcı ve yargıç noktasına bürünüyorlar. Bu onlar adına da çok ama çok tehlikeli, demokrasi adına da tehlikeli. Görev alanlarının dışında kararlar veriliyor. Ve sanki saklayarak gizleyerek, üstü örtülerek bir toplum yönetilebilecekmiş imajı, bu çağa olgun bir algı kesinlikle değil. Bunu yaptıkça hiç kimse hedefine ulaşamaz.”

‘ARTIK HAKİM VE SAVCILARA GEREK KALMADI’

Türkiye’nin basın özgürlüğü noktasında, dünya sıralamasında 180 ülkeden 149’uncu olduğunu hatırlatan Gappi, “Nefes aldırmamak, kendi aleyhine olan yayınlara antidemokratik demek, kendini yargıç ve savcı yerine koymak… Yasayı zaten biliyorsunuz ki ciddi bir boşluk var. Artık hakim ve savcılara gerek kalmadı, düzenleyici kuruluşun başındakiler birer hakim ve savcı olmaya başladı. Hatta hepsi haberin ne olduğuna karar verici mekanizma olmaya başladı. İşte asıl tehlikeli olan şey budur. Öyle ya da böyle bir talimatla başlayan süreci bir sistem haline getirmek Türkiye’yi maalesef gittikçe daha karanlık bir sürece itiyor” sözleriyle endişesini dile getirdi.

‘YİNE BİR DÜĞMEYE BASMA NOKTASI HİSSEDİYORUZ’

Aynı zamanda Basın İlan Kurumunun Genel Kurulu Üyesi olan Gappi, kurumun yapısına ve karar alma mekanizmasının işleyişine dair şu eleştirilerde bulundu:

“36 üye sayısı var,  bu kişilerden mesleği temsil eden sadece 7 üye var, diğerleri kurum temsilcileri. Mesleki sorunlara haiz değiller. Basın ahlak ilkeleri önümüze getirildi ve 7 temsilci olarak karşı oy kullandık ama geçti. Bu bir şeyin ayak sesi. Bir süre sonra yasa teklifi karşımıza geldi. Ama Basın İlan Kurumu, 1961 yılında yasayla kurulurken bile şu temel üzerine çok açık dayanır: Tarafsızlık ilkesi. Sadece düzenleyici bir kuruluştur ve basın kuruluşlarının rahat nefes alması için vardır. Tarafsızlık ilkesi üzerine oturtulmuştur. Bundan sonra gelinen süreçte yine bir düğmeye basma noktası hissediyoruz biz.”

‘KURUM ÜYELERİ DOĞRU BULMADIKLARI KARARLARA İMZA ATMAK ZORUNDA KALIYORLAR’

Gappi, karşı oy kullanmalarına rağmen Basın Ahlak Esaslarına ilişkin kararın kabul edilmesi hakkında ise şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bir düzenleyici kuruluş bu kadar detaya girmez. Haber mekanizmasının ötesinde olmak zorundadır. Ben parayı veriyorum kaynak veriyorum benim istediğim ilkelere uyacaksınız yaklaşımı ne demokratiktir ne de ahlakidir. Basın ilan kurumunun veya buna benzeyen pek çok kurumun oyuncak haline getirilmesini istemiyorum. Ne yazık ki burada çalışan arkadaşlar vicdanlarını da aşan kararlar vermek zorunda bırakılıyorlar. Doğru bulmadıkları kararlara da imza atmak zorunda kalıyorlar. Gittikçe karmaşıklaştırılan bu süreçten vazgeçilmeli tarafsız kurumlar herkes için lazım.

‘’SİZ GAZETECİ DEĞİLLER’ DİYEBİLİRSİNİZ AMA TARİH AFFETMEZ’

Gappi, “Bugün baskı süreçleri yaşansa da doğru ve tarafsız haberciliğe olan ihtiyaç hiçbir zaman bitmeyecek. Doğru ve tarafsız haber bir toplumun onuru ve nefes alma gücüdür. Siz kendi gücünüzle bu haber ya da değil diyebilirsiniz, bu gazeteci ya da değil diyebilirsiniz. Ama bunları tarih affetmez. Her zaman ve her zaman ifade özgürlüğü ve haber hürriyeti birinci önceliği olmalı toplumların düşün hayatında” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

TGC SEÇİCİ KURUL

2022 Basın Özgürlüğü Ödülü Seçici Kurulu’nda bu yıl; Adnan Özyalçıner (Türkiye Yazarlar Sendikası Genel Başkanı), Altan Öymen (TGC Kıdemli Üyelerinden- TGC Onur Kurulu Başkanı –Yazar), Kenan Kocatürk (Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı), Nazan Moroğlu (İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı), Prof. Dr. Nurçay Türkoğlu (İletişim Profesörü), Sibel Güneş (TGC Genel Sekreteri), Tuğrul Eryılmaz- (T24 Yazarı-Ödülü daha önce kazananları temsilen), Turgay Olcayto (TGC Başkanı) ve Zeynep Oral (PEN Türkiye Merkezi Başkanı) yer aldı. 

Ödüllerin veriliş tarihi daha sonra açıklanacak.

%d blogcu bunu beğendi: